Televizyon Hatay’ın ilçelerinden içimizi parçalayan görüntüler gösterdi. Yedinci gün. Yüz ellinci saate ulaştık. Bir umut, bir mucize daha var mı dersiniz?  Akşam TGC bir mesaj gönderdi. İskenderun Ses Gazetesi’nin sahibi ve kurucusu, Ayşe Figen Arlı ve eşi Haluk Arlı depremde enkaz altında kalmışlar ve kurtarılamamışlar. Cenazeleri 11 Şubat 2023 Cumartesi günü İskenderun’da toprağa verilmiş.  Antakya, İskenderun, Samandağ ve diğer ilçe beldelerde geçen zamanlarım gözlerimin önünden geçti. Efkarım arttı. Acaba o güzelliklerden ne kaldı. Bir daha nasip olup gidecek miyim, gidip de oradaki dostları, arkadaşları görebilecek miyim?  Bayburtlu Zihni’nin işgale uğramış Bayburt için yazdığı ağıtı hatırladım: Vardım ki yurdundan ayak göçürmüş Yavru gitmiş ıssız kalmış otağı Camlar şikest olmuş meyler dökülmüş Sakiler meclisten çekmiş ayağı Hangi dağda bulsam ben o maralı Hangi yerde görsem çeşm-i gazali Avcılardan kaçmış ceylan misali Göçmüş dağdan dağa yoktur durağı Laleyi sümbülü gülü har almış Zevk u şavk ehlini ah u zar almış Süleyman tahtını sanki mar almış Gama tebdil olmuş ülfetin çağı Zihni dert elinden her zaman ağlar Vardım ki bağ ağlar bağ u ban ağlar Sümbüller perişan güller kan ağlar Şeyda bülbül terk edeli bu bağı Elbette ateş düştüğü yeri yakar. Bu yangın hiç sönmez. Umarım göz yaşları tez diner. Sümbüller, güller yine açar, terk eden bülbüller geri döner.  Size bugün Antakya izlenimlerinden söz edeyim, bütünüyle Hatay’ın çeşitli ilçelerinde gezdiğim yerlerden, dostlardan fotoğraflar paylaşayım:  Antakya tarih ve kültür sarmalında ülkemizin yükselen yıldızıydı. Hatay denilince hemen herkesin aklına tarihi derinlik din ve dinler geliyor. Yıllar öncesi TRT’nin hazırladığı bir belgeselde Antakya, Çan-Ezan-Hazzan şeklinde sloganlaştırılmıştı. Bu topraklar peygamberler yurdu. Her kalıntının ardında bir söylence var. Dini ortamlar yüzyıllardır barış içinde sürdürüle gelmiş. Bugün de sürdürülmekte.  İsa peygamberin ilk havarilerine inananlar buraya yerleşmişler. Şehirde sayıları az da olsa Museviler ve onların ibadethaneleri de var. İnsanı etkileyen husus üç dinin de cemaatiyle ve ritüelleriyle barış içinde bir arada yaşıyor olmaları.  İslam dünyasının ilk camilerinden birisi olan Habib Neccar Camii burada. Habib-i Neccar bir Hristiyan ya da dinsiz marangoz. İsa’nın havarilerine yardım ettiği için öldürülmüş. Hristiyan olmasına karşın bu camiye onun adı verilmiş.  Antakya’da Müslüman ve Hristiyan mezarlıkları da yan yana. Kabirler bile komşuluk ilişkilerini sürdürüyorlar.  Antakya’da ilk gidişimde gördüğüm yerlerden biri Saint Pierre Kilisesi olmuştu. Son gidişimde, Hatay Müzesi’ni gezmek imkânını buldum. Olağan üstü bir barkovizyon gösterisini seyrettim.  Antakya’daki meslektaşlarımız bizi Kurtuluş Caddesi üzerindeki Çankaya evlerinde konuk ettiler. Kurtuluş Caddesi’ne ilişkin bilgi vereyim:  Sokak aydınlatması uygarlığın bir simgesidir. Sokak aydınlatması tarihte ilk defa Antakya’da 1.yy.da, işte bu sokakta uygulanmış. Bulunan Dev mozaik gün yüzüne çıkarılmış altı müze üstü otel projesi henüz tamamlanmamıştı. Göremedim. Hatay’a her gelişimde bir vesile ile Samandağ ilçesine yolculuk yaptık. Bu kez da bir öğle yemeğimizi maydanoz tarlaları içinden zor bir yolculukla geçip sahilde salaş bir mekânda yedik. Hiçbir lüks yoktu ama, sevecenlik ziyafeti içinde kıtır kıtır barbun doyumsuzdu. Biraz acımız kabuk bağlasın da İskenderun anılarımdan da söz edeyim.