Hafta sonu kendi sahasında oynadığı maçta, Sarıyer karşısında sahasında iki puan bırakan Sivasspor, kötü futboluyla yine sınıfta kaldı.
Mücadele etmek yetmez!
Bu formanın hakkını sahada oyunla, akılla ve kazanma arzusuyla vermek gerekir!
Sivasspor, kendi sahasında Sarıyer ile 1-1 berabere kaldı. Skor tabelasında bir puan yazıyor ama sahada taraftarın yüreğine su serpecek bir futbol göremedim.
Açık konuşmam gerekirse, Sivasspor’un sorunu yalnızca puan kaybetmek değil, beklentilerin çok uzağında bir futbol ortaya koyması.
Yeni 4 Eylül Stadı’nda maça daha ısınamadan golü kalemizde gördük.
Henüz birinci dakika dolarken Poko’nun golüyle 0-1 geriye düştük. Daha maçın başında yaşanan bu savunma zaafı, takımın sahaya ne kadar hazırlıklı çıktığı sorusunu beraberinde getirdi.
Sivasspor’da Rey Manaj, 30. dakikada attığı golle skoru eşitledi.
Bu gol, Sivasspor’u yeniden maça ortak etti.
Ancak beraberlik golünün ardından beklenen baskı, rakibi bunaltan oyun ve galibiyete uzanan kararlılık bir türlü ortaya konulamadı.
Sivasspor kendi sahasında oynamasına rağmen rakibinden daha fazla şut çekemedi, daha fazla topa sahip olamadı ve tehlikeli atak üretiminde geride kaldı.
Özellikle istatistiklerde dikkatimi çeken ve beni en çok düşündüren nokta ise şu oldu.
Maçta, Sarıyer’in 55 tehlikeli atağına karşılık Sivasspor’un 30’da kalması sizce de düşündürücü değil mi?
Kendi evinde ve taraftarının önünde galibiyet hedefleyen bir takımın, rakibine bu kadar fazla hücum fırsatı vermesi kabul edilebilir değil.
Elbette istatistikler tek başına futbolun tamamını anlatmaz!
Ancak sahada görülen etkisiz oyunla bu rakamlar yan yana geldiğinde, ortada ciddi bir problem olduğu inkar edilemez.
Sahada mücadele varsa takdir edelim, futbol yoksa elbette eleştirelim!
Sahaya çıkan futbolcuların tamamını aynı kefeye koymak haksızlık olur. Mücadele eden, formasını terleten, elinden geleni yapmaya çalışan oyuncuların hakkını teslim etmek gerekir.
Futbol yalnızca mücadele etmekten ibaret değildir.
Koşmak, ikili mücadeleye girmek ve formayı terletmek işin bir tarafıdır.
Doğru pası yapmak, alan paylaşımını sağlamak, hücum organizasyonu geliştirmek ve rakibe üstünlük kurmak diğer tarafıdır.
Bence; Sivasspor’da bugün eksik kalan, işte bu ikinci bölüm oldu.
Taraftar tribüne yalnızca futbolcuların koştuğunu görmek için gelmiyor. Bu şehir, sahada ne yaptığını bilen, kazanmak için planı olan ve son düdüğe kadar rakibine üstünlük kurmaya çalışan bir takım görmek istiyor.
Sakatların çok olmasından dolayı genç oyuncuların sorumluluk alması, tecrübelilerin takıma yön vermesi elbette önemli.
Fakat hangi oyuncu sahaya çıkarsa çıksın, Sivasspor’un oyun kimliği ve kazanma anlayışı ortada olmak zorunda.
Yönetimden teknik heyete, futbolculardan kulüp içindeki bütün sorumlulara kadar herkes şunu unutmamalı, Sivasspor’un formasının ağırlığı vardır.
Bu formayı giymek kadar, onun sorumluluğunu taşımak da önemlidir.
Kalın sağlıcakla…