Tarihler boyunca insanların savaşlarında da en etkin güç açlıktı. Olmayanın olana olan baskınlığında hep açlık, hep ekmek kavgası vardı… Adı yerinde, ekmek kavgası… Çalışmanın adı, alın terinin adı ekmek kavgası denilerek geçiştirilir… Doğrusu, kavgadır… İnsan bu noktada çok acımasızdır bir bakıma… Dedik ya, savaşır bu uğurda, gerekirse rejimleri bile değiştirir bu uğurda… Ekmek Kavgası denilince de Orhan Kemal’i burada yadetmeden olmaz… Ne yaman bir hikayedir o Ekmek Kavgası… İnsan var oldu, ekmek kavgası… Sadece insan mı? PÖH savaşlarında atlar için çalınan ‘yem borularının’ haddi hesabı olmazken, atlara çalınan yem borularının karaya varmasına kadar çalınırken yine bir ekmek mücadelesi yok mu? Medeniyetler kurdu, ekmek kavgası… Yusuf peygamber kıssası bile ekmek kavgası üzerine kurulu değil mi? Hele hele “ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler” diyen bir saraya karşılık ihtilal… Dünya savaşları… Ukrayna’da delinen tek ambargo yine tahıl, yani ekmek koridoru değil mi? *** Fırınlarda son yıllarda askıda ekmek uygulaması, ekmek kavgasının sosyal dokunuşu… Sessizce bir insan gelir ve eline tutuşturulan ekmekle sessizce süzülür gider… Zam furyasının içinde debelenen fırıncılar, ekmeğe her yapılan zammın ardından ‘vur abalıya!’ maruz kalırken, “İyi ama işçilik giderleri, elektrik, doğalgaz, un, maya zamları yapılan ekmek zammı karşısında dev!” der ama suçlu bellidir: Üretici… Tam da bu sırada bir seçim hengamesi… Seçim yapılacak… Memura, işçiye, emekliye zam… EYT tamam… Sözleşmeliye kadro tamam… Yollar tamam… Köprüler tamam… Zamlar hem gelirde hem de giderde tamam… Ve ekmek zammı da tamam… Buyurun seçime derken, ekmek kavgasında bize kalan ne? Ekmek mi, seçim mi? Seçimin heyecanının kalmadığına dikkat çeken bir tek ben mi varım?... Beni heyecanlandıran gelecek kaygısı… Seçim öncesi dağıtılan ulufelerin geri ödeme bedelinin ağırlığı beni şimdiden yıpratıyor… Ekmek mi, seçim mi derken işte tam da buradayım… Seçimin heyecanı hiç ama hiç kalmadı… Ekmek kavgası heyecanı daha baskın…