Futbolumuzda transfer dönemi devam ediyor. Yapılan yabancı transfer çılgınlıklarını aklım almıyor. Bu kadar fanatizm içerisinde yapılan yabancı oyuncu transferlerine kızmamak elde değil. Sırf taraftarlarına yaranmak için yapılan saçma sapan transferlerden dolayı 3-5 milyon etmeyecek olan yabancı futbolculara 10 milyonlar verilmeye başlandı. Saha içerisinde ki rekabettin, saha dışında transfer döneminde de çılgın yaşanmasının kime faydası var. Tabi ki, 3-5 milyon etmeyecek olan yabancı futbolculara… Lig’deki ezeli rekabetin içerisinde bulunan güya büyük takımlar, sanki başka futbolcu yokmuş gibi birbirlerinin talip oldukları futbolculara teklif götürüyorlar. Onlarda tabiri caiz ise kendilerini gösterilen bu ilgiden dolayı “Bulunmaz Hint Kumaşı” moduna giriyorlar. Gerçi diyeceksiniz ki, yabancı oyuncuların ve menajerlerinin hiç suçu yok. Suç bizim kulüp yöneticilerin de yapmasınlar teklif. Haklısınız… Sanki Dünya’da başka futbolcu yok. Hep “Büyük” diye tabir ettiğimiz kulüplerimiz aynı futbolcu etrafında dört dönüyorlar. Buda yabancı futbolcunun işine geliyor ve menajerlerin de olayı körüklemesi neticesin de milyon euro’lar gidiyor kulüplerin kasasından. Gazeteler manşet atıyor, “yılın transfer çalımı” Peki, sonrası ne mi? Borçlar, borçlar, borçlar… Futbolcunun takıma faydası olup olmayacağının önemi yok. Ezeli rakibinin elinden futbolcuyu aldı mı? aldı. Kimse futbolcuya verilen parayı ve maliyetini ne aklına nede gündeme getiriyor. Yöneticileri tarafından, taraftarların hava alanında büyük bir kalabalıkla futbolcuyu karşılaması için bir organizasyon yapılıyor. Hava alanında meşalelerle ve marşlarla karşılanan yabancı futbolcu da anlaştığı yüksek kontrattan dolayı keyif içerisinde iki süslü laf etsin. Oradan da taraftarların çılgınca bağırışları arasında süper lüks cipine kara gözlüklü korumalar arasında binip gitsin. Boğaz manzaralı villa mı olur? Bilmem kaç yıldızlı Ultra lüks bir otelin kral dairesi mi olur? bunu artık siz düşünün. Bu kadar şaşanın ardından futbolcu artık kendisini dev aynasında görmesinde ne yapsın. İşte bu nedenlerden dolayı diyorum ki, düşmanı dışarda aramaya gerek yok. Düşman kendi yakınımızda. Cebindeki, üç-beş kuruşla bilet alan taraftarın kulübüne yaptığı azda olsa maddi destek, bu tür gereksiz yabancı transferler neticesinde çarçur olup gidiyor. Bırakın artık, bu şekilde yabancı futbolcu transfer etmeyi. Maddi olarak birbirimize çok zarar veriyoruz. Özellikle döviz kurunun yüksek olduğu bu süreçte. Yüksek maliyetli dövize endeksli kontratlardan uzak durmalıyız. Yoksa ileriki yıllarda telafisi mümkün olmayan süreçler yaşayabilir, kulüplerimiz. Ha! Unutmadan birde en çok ilgimi çeken, binlerce taraftarın coşkulu şeklide karşıladığı yabancı futbolcuların, giderken yanlarında kimsenin olmaması… Bilmem anlatabildim mi? Bekleyip göreceğiz….