“Kayıt dışı” denilince tek aklıma gelen sensin…
Herşeyin kayıt dışı aslında, ama en çok da ruhbanlığın kayıtdışı…
Edepten, hayadan dem vuran hitabelerin de dahil, senin samimiyetine asla inanmadım, bundan sonra da inanmam. Bunu söylemeye de hakkım var; çünkü sekiz dilde, bilmem kaç ülkede kalemşorların aklına gelen edep dışı her türlü ifadeyi kullanırlar; bu edepsizliklere aynı tonda cevap vermek hakkımdır. Hakkımdır ama bu hakkı kullanmadım, sevenlerini incitmemeye çalışarak sorular eşliğinde dile getirdim. Vay ki, hata etmişim en ileri ucunuzdan, en geri fedainize kadar gerildiler; gerilmenize lüzum yok, ben benim sen de sen…
Uzak olman yakın olman önemli değil, sayın ruhban; dimlemen, duyman da! Ben kayıtdışı biri değilim ve kendi adıma söylerim, kendi sözümle de hesap veririm ötede… İlkem: Kuklaları değil kuklacıyı hedef almaktır…
Herşeyin kayıt dışı, kişiliğin bile… Gülümsemen, ağlaman, öfken, hırsın; herşeyin… İkiyüzlülük, sayende/sayenin altında nemalananlar sayesinde dürüstlük oldu; evet, o kadar çok yüzlüsün…
Herkese ve her konuda söz söylemek, akıl vermek, ihbar etmek senin için ilahi görev; çünkü İsrailoğulları gibi bir teolojik disiplinin var. Allah (haşa) memurun, peygamber hususi şoförün, evliya abdest ibriğini tutarak ancak şerefyab olur…
Sana inananlar kusursuzdur ve hepsi cennetliktir… Her adımın, her satırın vahiy…
Elin nerde, ayağın nerde belli değil…
Herkesle diyalog halindesin, her otoritenin altına yatarsın bir tek bu ülke insanı ve otoriteleri hariç…
Senden ve fedailerinden en ufak korkum yok; korkum görünmez oluşunuz. Sen de adamların da karanlık içinde kukla oynatan kuklacılar gibisiniz… Seni/seninkileri sevmeyenin zaten yaşaması bu dünyada gereksiz; nasıl olsa bizler ateşlik odunlarız…
Evet, görünmezsiniz, her taşın alrına girmişsiniz… Ki bu, bir müslümanın asla becerebileceği bir maharet değildir. Her taşın altından da  çıkıyorsunuz… Bir de meslekî gözlemim var, senin büyülediğin tek bir öğrenci bile bir sınıf öğrencinin içine fitne salmayı âlâ becerir. Doğrusu, bu disiplininize de hayranım, naziler bile bu kadar disiplinli olamamışlardı…
Sayın kuklacı yahut ruhban efendi! Sen benim ülkemde kuklacısın ama senin de iplerin var; lisan-ı hâlin anlatıyor kuklacının kim olduğunu, başkaca delilim yok. Delil de bulunmaz zaten, senin gibiler ancak hâlinden anlaşılır…
Sana gücümün yeteceğini sanmıyorum; başkalarının da gücü yetmez! Ama fikrimi de söylemeden duramam… Gcün, geröekten güçlü olduğundan değil; her kılığa girebilen biri olduğun içindir; olağanüstü bir yeteneksin… Bu yüzden daima dua ediyorum: Allah, bu millet-i merhumeyi senden, senin gibilerden korusun; nasıl koruyacağını elbette O bizzat bilir.
Sövdüm… Bu da, böylece geçsin kayıtlara…