Kalıbına, unvanına, titrine bakıp adam yerine koyduğunuz nicelerini başımıza dikmediniz ki... Personel politikanız, tepeden milletvekili belirlemeler, bürokrat atamaları; bol kayırmacalı ve çelişkili. Konsolos vakası sadece kazara deşilen bir örnek...
Adam kılçığı haklı? Devrin başbakanı alnından öpmemiş miydi? Başkonsolosken, büyükelçi olmamış mıydı? Ak milletvekili olsaydı, uçurulurdu. Ancak şu hususa da dikkat: Merd-i kıpti misali sirkatini de söylüyor. CHP´de oluşu bilinçli bir tercih değil, milletvekilliği forsu içinmiş. Ak Parti milletvekili de pekâlâ olabilirmiş.
Peki, heyet-i âlinizde kaç tane kazara Ak milletvekili, farklı ve dolambaçlı kanallardan atanmış bürokrat olan kişi var? Milletin emanetini, ehil adamlara tevdi etmek için mi gayret ettiniz, yoksa lobi, STK baskıları yahut hısım, akraba tercihleri gibi hususlar mı ağır bastı.
Esas mesele: Böylelerinin hangi partinin çatısı altında olduğu önemli değil; meclisteyse millete vekalet, bürokraside ise devlete vekalet mevkisinde olmalarıdır. Bizlere adam diye seçtirdiklerinizin yahut ileri bürokrat düzeyinde tepemize diktiklerinizin hesabını bir yapın isterseniz. Siz yapmasanız da er geç sizden mutlaka sorulacaktır.
Hayatında hiçbir davası olmamış, hiçbir riske girmemiş makam ve para için her yolu deneyen adamlara dört, beş yıllığına, bazen emekli olana kadar verdiğiniz imkan ve yetkiler: dilerim ahrette tüyü bitmemiş yetim hakkı olarak gövdenize yapışır. Bu nevi adamlar adil değilse, zulmediyorsa bunun en büyük nedeni ve sorumlusu atayanlar ve seçtirenlerdir. Biz insanlar, her vesileyle atadığınız bürokratlarla karşı karşıyayız; seçtiklerimiz üzerinde ise oyumuzun ise hiçbir rolü yoktur. Çünkü, ?seçin!? diye önümüze listeler, bazen çarşaf listeler sunulmaktadır. ?Daha kötüsü? korkusuyla seçiyoruz, demokraside işin ?en kötüsü?de budur.