Huzur ve mutluluk kaynağı köy okullarımız vardı bizim. Samimiyeti, gayreti ve vefasıyla öğretmenlerimiz her zaman yanımızdaydı. Birlikte yaşardık güzel günleri. Yüzümüz bir başka gülerdi onlarla. Tezeklerle ısıtırdık sınıfımızı, sımsıcak olurdu yüreğimiz? Öğretmenlerimiz yol gösterirdi bize kara tahta önünde. Siyah önlüklerimiz, beyaz yakalarımızla her daim umut doluyduk. Hedeflerimiz vardı geleceğe dair.
Ve yaşanmış bir hakikat. Anadolu´nun ortalarında tepeler arasında küçük, şirin bir köy? İki sınıflı bir okul... Doksan dört talebe, iki öğretmen? Birler, ikiler, üçler bir sınıf; dörtler, beşler bir sınıf? Sene 1987?
Sınıfın ortasındaki soba, nöbetçi öğrenciler tarafından odun ve tezeklerle sabah erkenden yakılmış. Sınıf ?Temizlik Kolu´ tarafından bir güzel temizlenmiş. Sınıf kitaplığı ?Kitaplık Kolu´ tarafından düzeltilmiş. Sınıf başkanı görevinin başında... Herkes yerine oturmuş ve sessizce memleketin aydınlık yüzü öğretmenlerini bekliyor.
Ve bir öğretmen giriyor içeri. Anadolu gibi dimdik ve asil? Gözlerinde geleceğe dair umutlar? Yürüyüşünde Osmanlıdan kalma bir asalet. Peygamber görevini yerine getirmenin bilinci ve huzuru var içerisinde. Anadolu´nun bu köyüne tereddüt etmeden kalkıp gelmiş. Bıkmadan, usanmadan, şikâyet etmeden görevini en iyi şekilde yerine getirmenin gayretinde.
Öğrencileriyle bir bir ilgileniyor, onları bir gül gibi yetiştiriyor. Dikenlerden koruyor onları. Biliyor ki bu öğrenciler yetişip adam olursa kendisine hayır duası edeceklerdir. Önemli olan da budur zaten. Köylülerle köylü olmuştur artık o. Bundan da hiçbir rahatsızlık duymamaktadır. Kendisini onlardan biri olarak kabul etmekte ve onlarla bir hayatı paylaşmaktadır.
Ve pırıl pırıl öğrenciler? Gözlerinde bir ışık var, geleceği aydınlatacak olan. Öğretmenleri onların her şeyi? Madem öğretmenleri onlar için buralara kadar gelmiş, onlar da öğretmenlerine her türlü yardımı yapıyorlar. En başta da derslerine çalışarak?
Öğretmenlerinin evini koruyup kolluyorlar. Suyunu getiriyorlar çeşmeden. Şehirden gelen köy minibüsünden ekmeğini alıyorlar. Süt, yumurta, yoğurt vb. yiyecekler temin ediyorlar. Yani ki öğretmenlerine sahip çıkıyorlar. Çünkü onları çok seviyorlar.
Öğrenciler ki yaz aylarını güneşin altında tarlalarda çalışarak değerlendirmişler. Ya da hayvanların peşinde koşturmuşlar dağda, bayırda? Kapkara olmuş yüzleri, Anadolu kokuyor bedenleri. Gözlerinde umut, ellerinde nasır? Ebemkuşağının altından geçmişler, ırmaklarda, derelerde çimmişler. Karda kızak kaymış, yağmurda sırılsıklam ıslanmışlar. Köy çocukları bir başka güzel, bir başka mutlu? İşte şimdi sınıftalar, başlarında öğretmenleri...
Köy öğretmenleri ve Anadolu´nun mazlum çocukları... Birlik ve beraberlik içerisinde köy okulundaki bu sıcacık sınıfta aynı havayı teneffüs ediyorlar. Bu birliktelikten memleketin geleceğinin tatlı meyveleri yetişiyor.
Burası Anadolu, burası güzel bir köydü. Herkes hayatından memnun, herkes mutluydu. Herkesin bir hedefi vardı, memleketi adına. Burada her gün yeni bir heyecan ile uyanılır, aydınlık Türkiye hayaliyle dualar edilirdi.
Ve şimdi? Sene 2016? Köyler boş, evler viraneye dönmüş. Tarlalar yeşermez, sular akmaz olmuş. Buğdaylar kurumuş, otlar yeşermez? Köpekler havlamaz, çekirgeler sessiz? Kuşlar uçmaz semalarda, koyunlar melemez, inekler kayıp? Misafir gelmez, yolcular uğramaz. Camiler boş, ezanlar susmuş, cemaat bitmiş?
Köy okulları yetim kalmış. Öğrenci yok, öğretmen gelmez. Küstü bize sıralar. Bize küstü kara tahta. Sınıflar suskun, bahçeler mahzun? Çatıda güvercinler ötmez. Gönderde bayrak dalgalanmaz, hilal gülmez, yıldız sönük. Lojmanlar boş, yollar tenha? Güzel günler hatıralarda kalmış. Köy okulları yüzlere yansıyan hüzün, gözlerde yaş artık?