‘Yaklaşmak, kulun yaradanına yakınlık sağlamasına vesile olunan’ anlamlarındaki Kurban, medeniyetin oluşmasıyla birlikte bayram olarak binlerce yıldır insanlara bir hediyedir.

Kurban insan için bir şükrandır, bir hayranlığın dile gelmiş halidir, gönül almanın nişanesi, adaklığın kabulü, kefaretin de karşılığıdır…

Kurban olurum sana! Derken aşırı bir sevginin karşılığında yapılabilecek olanın en uç noktasıdır kurban…

***

Kasaba gidersiniz, dilediğiniz kadar ve hayvanın dilediğiniz yerinden et alırsınız… Bu bir alışveriştir, karnınız da proteinle doyacaktır. O hayvan da sizin doymanız için kesilmiştir zaten…

Ama Kurban günü işler değişir, o hayvan sadece bir et değildir artık, o artık bir kurbandır… O et değildir artık, çünkü o bir kurban etidir.

“ Ey, dağların nefis ve saf havasında yüze yüze gelişen mübarek yaratıklar, hoş geldiniz. İnsan ihtiraslarının ve şeytan soluklarının köşe taşlarını kararttığı şehre hangi haberi getiriyorsunuz? Meta olarak canlarınızı koyduğunuz ulvî pazar kutlu olsun. Ayrıldığınız kuzulara, bıraktığınız dağlara, arkanızda kalan ovalara ve yollara, gökten ışık insin. Din uğruna canı feda etmenin canlı sembolleri, şehrin çeliğine kanınızla su vermeğe geldiniz.” Diyor Sezai Karakoç, ne güzel anlatıyor Kurbanı…

İşte burada şunun altını çizmek gerek…

Kurban ile kurban olmak…

Rabbim Kurban Bayramımızı ali ve kabul buyursun…