Mutluluk daha önceki yazılarımda direk veya dolaylı yoldan, birçok kez gündemime misafir oldu. “Mutluluk” kelime itibariyle çok yıpransa da lakin biz bunun gerçek manasını çok iyi biliyoruz, mutluluk iç huzurudur. Bir kitapçıya gittiniz, kitaplara bakıyorsunuz. ''Mutluluğun sırrı'' diye bir başlıkla karşılaştınız. Kuvvetli muhtemeldir ki bu kitabı elinize alıp şöyle bir göz atarsınız. Ya da sosyal mecrada Mutluluğun beş altın kuralı diye karşınıza maddeler çıktı, bu maddeleri okumadan geçmezsiniz. Demek ki insan ''mutlu''luğun peşinde. Çünkü insan iç huzura ihtiyaç duyar yaşam boyunca. Peki bu kadar mutlu olmanın peşinde olan insan neden kendine hayatı zorlaştırıyor.
Hayatın sahibi ''Hay'' olan Allah sınar sınava tabi tutar bizi bu bizim irademizin dışında gerçekleşir ve biz bunu imtihan kabul eder, en zorlu imtihanlar karşısında bile iman ve inanç kuvveti ile Hay olan Allah 'a sığınırız. Mutluluğun peşinde fakat bir taraftan kendine zulmeden bir yanımız var. Avuçlarımıza ''Allah kuluna zulmetmez kul kendi kendine zulmeder'' ayetinin süzülmesi lazım, bu ayeti elimizin sıcaklığında sarmalamak muhakkak bunca iç huzursuzluğuna iyi gelecek. Kimi zaman bile isteye, mutsuzluğun agresif yatağına uzanırız, kaygıları omuzlarımıza alarak. Eee ''körle yatan şaşı kalkar'' kabilinden sizde hayata karşı agresifleşirsiniz. Olur mu öyle şey bende mutlu olmak isterim? Ama mutlu olmamak için nedenim çok! Evet yeterince gerekçeniz olabilir ama birçoğu da bilinç altının oyunu. Şimdi elinize bir kâğıt kalem alın, sizi üzen kendinizi kötü hissetmemizi sağlayan, olayları madde madde yazın. Yazabiliriz sanırım. Sonra da bu olaylar bizim zamanımızı ne denli almış, bir olayı kaç yıl konuşmuşuz bir de bunu yazalım. Açık ara fark ile bizi üzen olaylar sınırlı, konuştuğumuz süreç çok fazla çıkacak. Aslında biz kendimize bunu durmadan konuşarak zulmettik, gerildik üzüldük, bizim üzülmemizden nemalanan insanlara fırsat verdik.
Geçmişteki nahoş bir olayı anlatırken, o gün vücut kimyamızı hangi duygu yönetiyorsa, onunla tekrar hem haliz, yani bir nevi tekrar yaşıyoruz. İnsan sadece kendi sesinden gerçek bir komut alır. “Nasılsın?” diyene ağız dolusu “iyiyim” demek, sonra bu ''iyiyim'' kelimesini zihnin duyması insana iyi gelir ve hedefleri tek tek yazmak, neyi ne kadar istediğiniz ancak yazarak ortaya çıkacak. Yazmak insanı iyileştirir! Mutluluk için bir pencere açar!
WayneDyer derki; ''Mutluğa giden yol yoktur; mutluluğun kendisi yoldur.''
Mutluluğun gelmesini beklersen bir ömür biter, ama bir yol olduğunu bilirsen sadece yürürsün, teslimiyet, tefekkür ve şükürle bunların sana getirisi, işte ''Mutluluk'' dur.
Mutluluk aldığım nefeste,
Şükrün her hecesinde saklı,
Bir dahaki yazıda görüşmek duasıyla.