“İnsan kendi hatasının avukatı, başkasının hatasının savcısıdır.” Kendi günahından köşe bucak kaçarsın, yüzleşmek istemezsen, sahi her konuda mükemmel miyiz? Sanırım değil, peki ona rağmen herkesi yargılama hakkını kendimiz de neden hissederiz.

‘Bak canım ben senin iyiliğin için söylüyorum’ ile başlayan cümleler, ‘sakın yanlış anlama’ ile devam eder. ‘Şunu şöyle yapma! Bunu böyle yapma!’

Karşımızdaki beğenmedi, onun beğenmediği durumu kimse hemen değiştiremez. Ah bizler, biliriz ki başkasının üzerinde ahkam kesmek en kolayı, zor olan kendi nahoş olan, davranışlarımızla masaya oturmak. Hata yapma potansiyelimiz ta atamız Adem'e dayanır. Af ise sadece Allaha dilenir. Kendimize gelince her hususu tolere ederken, başkasının neden celladıyız.

Bir söz de der ki: “Bir insanı yargıladığımız veya eleştirdiğimiz zaman bu davranış o kişi hakkında hiç bir şey açıklamaz; sadece bizim eleştirmeye ne kadar muhtaç olduğumuzu açığa çıkarır.”

Bizdeki baş edemediğimiz eksiklerle başkasını eleştirerek tatmin olma yolculuğu. Zedelemekten  başka bir şey yapmaz, sürekli eleştirmek! Mükemmel kişi şudur ki, Hz Yusuf (a.s.) söylediğini söyler: “Muhakkak ki; nefsimiz temize çıkaracak değilim.” Bizde işleyiş farklı nefsini sürekli temize çıkaran, karşısındakini ise yanlış istikamet üzere gören bir inanış. Çok eleştiri yaparsanız bir süre sonra yalnız kalacaksınız! İnsanlar bilecek size yaklaştıkları zaman hududu sınırları aşacağınızı  o yüzden mesafeli davranışlara hazır olun. Peki bir husus da danışmamışken eleştirilmeye başladıysanız nasıl bir yol izlemelisiniz bunu yapan kişilere karşı

eleştiren kişi sizin için ne itaba ediyor?

Çevremizde duyduğunuz  her eleştiriyi, kabul eder ve kişiselleştirseniz  bununla baş etmek imkansız olacak. Kıskançlık yön değişikliği yaptırır aman dikkat! Sizde ki bir şeyi kıskanan insan, hiç konu ile alakalı olmayan  başka bir yönünüzü hızlıca eleştirir. Bizi üst basamağa taşımak için olumlu ve yapıcı eleştirilere açık olmak lazım bunu da ifade edelim. Fakat ne var ki insanların ne niyetle söylediğini zaten beden dili, ses tonu ve mimiklerinden anlarsınız. Ve eleştirinin mekanı, zamanı uygun mu buna bakmamız lazım.

Hz Ali buyurmuştur ki; “Toplum içinde öğüt, öğüt değil hakarettir.” O yüzden sözden önce kişiye bakarsak, söz sahibinin niyeti zihnimizde şekil alır. Hayatında aslında çok da yer kaplamayan insanlar, ömrünün bir kaç gününü çalıyor yaptıkları yerli yersiz eleştirileriyle. O zaman samimiyeti kiminle kurduğun önemli!

Bir sonra ki yazı da buluşmak duası ile.