Vaziyete göre Osmanlıca zorunlu ders oluyormuş...
Osmanlılar, Türkçe konuşurdu evvelâ onu bu vesileyle hatırlamak gerekir. Şair sultanların divanlarında kullandığı Türkçe, zaman zaman hayata en sade ve en sıcak noktalardan temas etmektedir. Osmanlı, Türkçe’nin hançeresini genişletmiştir.
Osmanlıca bir dilin adı değil, alfabenin adı olabilir; ama o da galat-ı meşhur olur. Lügat-i fasihten evla olduğu durumlardan biridir. Latin alfabesiyle yazdığımız Türkçeye -meselâ- Fransızca denilemeyeceği gibi, Arap alfabesiyle yazdığımıza da Osmanlıca denilmez...
Geçtik... Oradan da geçiversin turnalar...
Faydası olur mu?
İyi öğrenene faydası olur ama üç yüz kelimeyle konuşan biri dünyanın bütün alfabelerini de bilse, cehaletinin çapını daraltamaz. Lazım olan, bir insanın dilini çok iyi bilmesidir.
Osmanlıcanın seçmeli ders olması, belki heves uyandırır; selikası kuvvetli çocuklar tarih ve edebiyat ilmine katkı sağlarlar.  Böylece, eski alfabemizle yazılanları çok iyi okuyan, buna rağmen bazıları da kara cahil olanlara Osmanlıcanın, haybeden imtiyaz kazandırmasının yolu kapanmış olur.
Her özgürlük, mazeretleri de ortadan kaldırdığı için güzeldir. Bilme imkânı açıldığı için, “Ne yapayım, öğreten olmadı!” bahanesi ortadan kalkar.
Her özgürlük, yasaklardan kendine siyasî rant devşiren istismar ve istismarcıların da yolunu tıkar. Serbestlikten doğan eylem özgürlüğü, mağduriyetin örttüğü ve anlaşılmasını engellediği toplam insan kalitesini açığa çıkarır.
Boşu boşuna zihnimizi işgal eden bir meseleden kurtulmuş oluruz…
Alfabenin simgeleştirilerek, kaybettiğimizin ne olduğunu, esas derdimizin ne olduğunu düşünmeye katkı sağlaması açısından, bence çok hayırlı bir iş. Arap alfabesini çok iyi bilen ve Kura`nı o dille okuyan ve anlayanların başı göğe ermediği gibi, Amerika`ya teşne olduklarını unutmayalım. Eski defterlerden çıkara müteveccih ve enerji kaybettiren yeni hesaplar çıkartmak, cılk insanlara yakışır.
Bir sözümüz de iktidara gitsin…
Sembolleştirilmiş ve tabulaştırılmış bir takım yasakları yahut kısıtlamaları kaldırınca doğru bir şey yapmış oluyorsunuz. Ama başörtüsü konusunda olduğu gibi; hem yasaklayanlara, hem de yasaktan kurtulanlara boyuna hatırlatmak bana sevimli gözükmüyor. Birilerinin başına kakmış, birilerini de sürekli incitmiş oluyorsunuz.
Umarım bu da öyle bir malzeme olmaz... Maarif sistemimizin çatırtısının tam anlamıyla hissedildiği şu günlerde, “Osmanlıca dersi koyduk!” ifadesiyle derin dertlerimizin örtülmesini, savuşturulması asla hoş olmaz.