Valilik, Sivas´ta çok kolaydır. Memlekette harp, darp yoksa devleti temsilden başınızı alamazsınız. Kabuller, toplantılar, açılış merasimleri, bayramlar, kültürel etkinliklerle geçer gider zaman. Arada bir şehri teşrif eden bakanlar ve milletvekillerini ağırlamak ve onların küçük bir takım kadro taleplerini de karşılamak kâfidir. Belediye zaten tıkır tıkır yürüyor; yollar, kaldırımlar, asfalt çalışmaları ve güzide yerleri imara açma konusunda örnek bir şehrimiz vardır. Bunlar aslında rutin havadistir; her belediye dönemi böyle geçer. Şehir hep şantiye gibidir ve hep aynı yollar kaldırımlar defalarca yapılır ve bozulur. Halk zayıf ve bakıma muhtaçtır, her hangi bir talebi olmadan öylece kaderini bekler. ?Acın kabadayısı? dik duruşuyla yoluna yürüyen bir sivil manzara bütün sokaklara hâkimdir.
Sayın yeni valimiz ise zor zamanda göreve başladı. Cumhuriyet tarihinin en acımasız ve dış bağlantıları küresel boyut taşıyan darbesi onun zamanına denk geldi. Bu ilk valilik ve paralel yapının dikey bürokrasi ile iç içe yaşadığı bir şehre vali olmuştur. Sivil alana bakıldığında Sivas´ın içinde bulunduğu yapıyı çözmek çok kolaydır; resmî alan ise tamamen şehre hâkim bir azınlığın elinde olduğu için zorların zorudur. Bu şehirde paralel yapının nerede başladığını, bürokrasinin içindeki kollarının nerelere uzandığını anlamanın önünde büyük engeller vardır. Ak Parti il yönetimi bir tür bypass edilmiştir. Şehrin bütün kritik kademelerine ?çarkı döndürme? vasfından başka hiçbir özelliği olmayan kişilerin seçilmiş olması, şehir adına en büyük talihsizliktir. Üç beş kurum ve bu kurumlardan nemalanan elli kişi, bir şehrin kaderinin belirleyicisidir. Sivas çok büyük bir dönüşüm geçirmez ve bu oligarşik güçten kurtulmazsa yakın tarihi tamamen istimlâk edilmiş olacaktır; yukarıya doğru hamle yapması da asla mümkün değildir.
Son on yılda, hizmet ve sağlık sektörü dışında kayda değer bir devlet yatırımı olmadığı gibi, özel sektörde herhangi bir atılım gerçekleşmemiştir. Az sayıda işçi veya personelle çevrilen ve sahibinden başkasına kazanç getirmeyen bazı alanların, iş adamı tipini temsil etmesi ise oligarşik yapının kuvvetini artırmaktadır. Bürokrasi ve merkezî güç sahiplerinin tek muhatap olduğu ve içli dışlı tek kesim de bu neo-eşraftır. Temelinde rant merkezli ve üretkenlikten eser taşımayan arsa kıymeti fazla atölyelerin organize sanayi olarak adlandırılması bile karikatürdür. Kaynağı meşkûk sıcak paraya sahip girişimcilerin(!) iş yapıyor gibi gözükmesi için paravan işyerlerine sahip olması zevahiri kurtarır. İktidarın en kuvvetli olduğu illerden birinin, böylesine hasarlı bir bürokrasi&oligarşi cenderesinde olmasının bedelini halk ödemektedir ve hesabının da verilmesi şarttır. Bu yapı içerisinden en zayıf halkaya bile küçük bir eleştiri yöneltildiğinde zoraki eşrafın, bazı memurların, akademisyenlerin patronların tek ses haline dönüşmesi ise şahsiyet zafiyeti değilse; işbirliğidir.
Bir valinin yapabilecekleri sınırlıdır ve gönlünden geçirdiği güzel işleri gerçekleştirmesi bu yapıya rağmen zordur. 15 Temmuz darbesi sonrasında Sivas´ta paralel yapının henüz deşifre olmamasının nedeni, mücadelenin yetersizliğinden değil; şehirdeki paralel&dikey yapı işbirliğindendir. Sayın yeni valimizin olabilecek en üstün çabayı gösterdiğine şahitlik ederiz. Ancak: örgüt, dernek, şirket gibi bütün sivil alanlarının çıkar ilişkileriyle örülü olduğu bir şehirde yalanla gerçeği, karanlıkla aydınlığı ayırt etmek zaman alacaktır.
Bu şehirde paralel yapıyla mücadelenin esasını, şehrin hâkimi konumunda olanların geçmiş ilişkilerinde aramak şarttır. Menekşeli pasta partileri, ülfetli dayanışmalar, dil ve edebiyat kılıflı karanlık ilişkiler, vicdanlı sosyal etkinlikler; hangi çürük ilişkilere paravan edildiyse, bugün yaşadıklarımız onların sonucudur. Fetö suç örgütüdür ama Fetö´yü doğuran bataklık hâlâ vıcık vıcık ayaklarımıza dolaşmaktadır. 17/25 Aralık´tan öncesinde kapalı ilişkilerle içli dışlı yaşayanların nelere mal olduğunu, hangi masum insanların canını yaktığını, bürokraside neler yaptığını soruşturmadan hesap kapanmamalı. Bugün, ?O eskidendi?? diyerek kenara çekilenler, neyi örtmektedir, tek tek açığa çıkması gerekir.
Aslında doğru dürüst bir hoş geldin bile diyemedik, şimdi desek kınarlar. Sayın Valim, siz de başınızı kaldıramadınız, emin olun biz de öyleydik. Şimdi daha sakin ve soğukkanlı mücadele etmenin zamanıdır. Sizi emin bir yönetici olarak görmekteyiz, şehrimizin de emin bir belde olması temennimizdir. Bütün gayretimiz de, mesaimiz de şehrimiz için en iyisini yapabilmek niyetiyledir. Sivas´a son zamanlarda gelen valilerimiz maalesef usun süre görevde kalmadı. Daha şehir hakkında bilgi sahibi olmadan, tabiri caiz ise yerine henüz oturamadan valilerimiz gitmek zorunda kaldı. Bu durum da ayrı bir tahlile muhtaçtır. Sivas vilayeti hâlâ önemlidir, Sivas´ı yönetmek önemli bir kariyerdir. Anadolu´da varlığı az çok birbirine benzeyen problemlerin en kesif yaşandığı il Sivas´tır. Size uzun ve başarılı bir Sivas valiliği dileriz, sık sık valisi değiştirilen bir il olmayı da artık istemiyoruz. Ben komplocu düşünüyorum(!). Gelen her valinin Sivas´ı tanımaya başlar başlamaz, merkeze yahut başka ile alınmasını sağlayan bir mekanizma bile olabilir. Sivas´ın ileri gelenlerinin ve onların dümen suyundaki politikacıların en iyi becerdiği şey, birini görevden almak, yerine bir başkasını getirmektir. Böylece varlıklarını hissettirmiş ve kendilerini tatmin etmiş olurlar.
Yazıya başlarken Sivas´ta valilik çok kolaydır dediğime bakmayın, güya ironi yaptım? ?Fincancı katırları?nin bol olduğu ve çok ürkek olduğu, ufku daraltılmış bir şehirde her şey zordur. Allah kolaylık versin!