Ecevit, Amerika ile zıtlaştığında başına olmadık belayı açmışlardı. Ama aynı adam
Amerika, Erbakan´a darbe düzenlediğinde çanakçı oldu. Emlakini, emvalini korumak sevdasıyla islamî renkli cemaat önderleri de aynı çanaktan gıdalanmayı içine pekâlâ sindirmişlerdi.
Bir zaman terör estiren cumhuriyet mitinglerinde Amerika´ya ?Ak Parti karşısında bizi destekle, çünkü biz batıcıyız, islamcı değiliz!? diyen, ulusalcılar ve kemalistler de gördük. O günlerin cumhuriyet künyeli gazetesinin başyazarının Amerikanlara karşı serenadı ibret vesikasıdır.
Sonra Amerika´nın yüzde yüz desteklediği 17 Aralık darbe teşebbüsünde de benzer ilişki ve tavırlar, aynı grup ve kişilerin müktesep vasfı ve artık silinemez alamet-i farikası oldu.
Bence "millîlik" burada ve dar zamanlarda aranmalıdır ve bu ülkede sözüne bakınca bağımsızlık sevdalısı olması gerekenler ne yazık ki sıra ile uşak tabiatlı çıktı.
Millîliğin faşizmle bağlantısını kuran zatın kafa yapısının ve orijininin de bu bağlamda mutlaka yeri vardır.
Her ülkede liberal, solcu, muhafazakâr kamplardan hangisi olursa olsun daima "millî"dirler ve milletlerinin çıkarlarını korumada yarışırlar. Bizde her kesim duruma göre Amerika´yla da, Rusya´yla da şahsiyetsizliğin zirvesinde, uşaklığa bile eğilimlidir.
Bu ülkenin insan materyali hakkında ve beşerî yapısı hakkında söyleyemediğim bütün sözleri söyleyecek bir özgürlük ortamını asla hissedemedim. Bir tür taşların bağlı, köpeklerin serbest olduğu bir halde olduğumuzu düşünüyorum.
Serbestler ama sahipliler ne yazık ki, ruhları tasmalı çünkü.