Darbenin post-modern olanının üzerinden 20 yıl geçti. Sanki bir düşman ordusu tarafından kuşatılmış gibi hissettiğimiz o günlerde ?97 Kuşağı? diye isimlendirmiştik kendimizi. Yine o günlerde üniversite öğrencisiydik, gençtik ve serazat bir başımız vardı.
Kendimizce direndik eylemlerle. Kimi kardeşlerimiz mezuniyetine kısa bir zaman kala okullarını bıraktılar gözleri yaşlı. Kimilerinin ikna odalarında ikna edilemediğini duyduk. 11.Ayın 11´inde Saat 11:00 de El Ele Eyleminde , ellerine na-mahrem eli değmemiş kızlarımız, erkek polislerce hatta piyade birliklerince yerlerde sürüklendiler. Kimileri başı bağlı değilken başını bağlayıp okulunu bıraktı yine o günlerde. Yine direndik. Çünkü bizim için direnmek kolaydı, biz erkektik ve başımızda açmamızı istedikleri bir örtümüz yoktu!... Ama bu kadarcık direnci gösteremeyen, bu meseleleri ?asıl? değil, ?fürüğ? olarak gören ve başlarında uzun yıllar hoca(!) olarak bilinen ama foyası 2013 sonrası yavaş yavaş, Temmuz 15 de ise alenen ortaya çıkanlar da vardı?
Her ne kadar darbenin post-modern olanının üzerinden 20 yıl geçse de, darbenin dost-modern olanının üzerinden üç yıl kadar vakit geçmeden darbenin en kanlısına, en alçağına hep birlikte şahit olduk. Şairin;
"Ben İsmet Özel, şair, kırk yaşında. Her şey ben yaşarken oldu, bunu bilsin insanlar Ben yaşarken koptu tufan ?? dediği gibi her şey bizler yaşarken oldu. 2016 Temmuzunda öyle şeylere şahit olduk, öyle şeyler yaşadık ki, eski darbeler bir anlamda anlamını yitirdi. Bu zaman zarfında, bin yıl sürecek denen fakat 6 yılda bittiği söylenen 28 Şubat darbesinin aslında bitmediğini tekrar temaşa ettik. Zaten darbelerden beklenen gerçekleşmeden darbeler bitmez. Eğer bittiyse, 28 Şubattan beklenen gerçekleşmiştir. Yok, 28 Şubattan beklenen gerçekleşmediyse, bu durumda 28 Şubatlar, 17 Aralıklar, 15 Temmuzlar bitmez, bitirilmez?
Böyle darbe günlerinin bitirilmek istenmediğini ?olağanüstü hal´in resmi olarak yürürlükte olduğu şu günlerde bile 25 Şubat tarihli Hürriyet Gazetesi´nden okuyabiliyoruz. İşte bu nedenle her daim uyanık her daim güçlü olmalıyız.
Darbeler; 28 Şubatta özelde Erbakan Hükümetine, 15 Temmuz ise özelde Ak Parti Hükümetine yapılmış gibi lanse edilse de genelde bu ülkenin asıl sahiplerine karşı yapılmıştır ve bütün operasyonlar, milletin tercihini değiştirmeye yöneliktir. Kasıt bu olmasına rağmen; milletin tercihlerinin değişmediğini, bilakis kastedilene teveccühün arttığını görenler, bu girişimlerden vazgeçmemekteler. Vazgeçmezler çünkü Abdülhamid´e, Menderes´e, Özal´a, Yazıcıoğlu´na, Erbakan´a, Erdoğan´a ne yaptıysalar-ne yapmayı planladılarsa bundan sonra da onu yapacaklar, yapmak isteyecekler.
28 Şubat ve 15 Temmuza dair: ? Şubat Darbesi ve Yeni Darbe Girişimleri, Darbenin Post´u ve Erbakan, 15 Temmuz "Yurtta Sulh" Darbe Girişimi , Fetökopat? Endişelerim Var(Dı) , Darbe Notları (Üçüncü 15 Temmuz Yazısı) Darbe Nöbetleri ve Saygı Duruşu Meselesi, Darbenin Yüz Gün Sonrası? başlıklı yazılarımızla değerlendirmelerde bulunmuştuk. Özetle:
Bizler artık; 15 Temmuz 2016 ?Yurtta Sulh Cuntası? darbe girişimini yaşamış insanlarız. Tarih; biz yaşarken yazıldı ve her şey biz yaşarken oldu. Hep birlikte; alçaklığın, kansızlığın, ihanetin, dinsizliğin, dangalaklığın ve haşhaşiliğin ne demek olduğunu, bu kavramların karşılığının neye ve kimlere tekabül ettiğini yeniden öğrenmiş olduk. İstiklal Harbi´nde; Yunanlar, İngilizler diğer düşman orduları bile meclisi bombalayamazken, içimizden birilerinin bu hainliği nasıl yaptıklarına, nasıl bir hain olduklarına şahit olduk.
Darbeci dangasafik FETÖKOPAT-FETÖRİST grup, Ergenekon ve türevi soruşturmalarla kendilerinden önceki darbecileri alaşağı ederek bu mevkileri kendileri doldurmuşlardı. Aman bu 15 Temmuz ?Yurtta Sulh? Cuntacılarından boşalan alanları da başka gladio tipi örgütlenmeler ya da pentagon doldurmasın. 15 Temmuz milat olsun artık. Aklımızı başımıza almamız için daha ne olması gerekiyor acaba ki yeniden kısır çekişmelere daldık?
Darbecilere, darbe nasibi umanlara bir söz hatırlatalım: Nasipsiz it, Kurban Bayramında Hıristiyan mahallesinde gezermiş.