Bugün ki yazımda aşağıdaki sorulara cevap arayacağım.
Bir futbol kulübünü yönetmek için yalnızca ekonomik güce sahip olmak yeterli mi?
Yoksa futbolun mutfağından gelen, bu işin eğitimini ve tecrübesini taşıyan insanlara mı ihtiyacımız var?
Bence, Türk futbolunun yıllardır çözemediği önemli sorunlardan biri de yönetim anlayışı.
Ülkemizde başarılı iş insanlarının futbol kulüplerinde görev alması elbette kıymetli.
Kulüplere ekonomik kaynak sağlamak, sponsorluklar oluşturmak ve maddi sıkıntıları aşmak kolay işler değil.
Ancak bir insanın ticarette başarılı olması, futbolu da aynı başarıyla yöneteceği anlamına gelmez.
Futbolun kendine özgü kuralları, dengeleri ve gerçekleri vardır.
Bir futbol kulübünü yönetmek, yalnızca para harcamak, transfer yapmak ve maç kazanmayı beklemek değildir.
Doğru teknik direktörü seçmek, altyapıyı planlamak, futbolcuların gelişimini takip etmek, ekonomik kaynakları doğru kullanmak ve uzun vadeli hedefler belirlemek gerekir.
Peki, bütün bunları yaparken futbol bilgisi ne kadar dikkate alınıyor?
Kulüplerin yönetim kadroları oluşturulurken futbolun içinden gelen insanların tecrübelerinden yeterince yararlanılıyor mu?
Yoksa ekonomik gücü olan, kulübe maddi destek sağlayabilecek kişiler mi ön plana çıkıyor?
Elbette futbolun dışından gelip başarılı yöneticilik yapan insanlar da var.
Burada mesele, kişinin hangi sektörden geldiği değil, görevi ne kadar bildiği ve ne kadar liyakat sahibi olduğudur.
Ancak futbolu yönetenlerin futbolun gerçeklerini bilmesi gerektiği de tartışılmaz bir gerçek.
Bugün birçok kulübümüzde yönetimler değiştiğinde teknik kadrolar, oyuncu tercihleri ve futbol anlayışı da değişiyor.
Bir önceki yönetimin yaptığı planlama rafa kaldırılıyor, yeni yönetim kendi anlayışını uygulamaya başlıyor.
Böyle bir ortamda istikrarı yakalamak kolay mı?
Elbette değil!
Futbolun gelişmesi için kişilere bağlı olmayan, kurumsal bir sistem oluşturmak gerekiyor.
Sportif direktörlerin, altyapı sorumlularının ve teknik kadroların görevleri net olmalı.
Kulübün geleceği, kişisel tercihlere göre değil, ortak bir futbol anlayışına göre şekillenmeli.
Futbol kulüpleri, yöneticilerin kendilerini göstereceği makamlar değil, taraftarların emanet ettiği değerlerdir.
Bu nedenle kulüp yönetimlerinde futbol bilgisi, tecrübe ve liyakat öncelikli olmalıdır.
Türk futbolunun geleceğini kurtarmak istiyorsak artık futbolu yalnızca sevenlerin değil, futbolu bilenlerin de karar mekanizmalarında daha fazla yer almasını sağlamalıyız.
Futbolun geleceği, yalnızca ekonomik gücü olanlarla değil, o gücü doğru kullanmayı bilenlerle kurulabilir.
Kalın sağlıcakla…