“Çocuklarınızı üç korku ile büyütün: Allah korkusu, kanunun cezalandırma korkusu, çevre tarafından ayıplanma korkusu!” buyurmaktadır son Peygamber. Allah korkusu nasıl bir korkudur? Hani sevdiğinizi üzmekten korkarsınız ya, işte tamda o korkudur! Allah’ı üzmek, bekleneni verememek korkusu…

Kanunun cezalandırma korkusunu anlatmaya gerek yok. Ama esas bölüm gelmektedir: çevre tarafından, toplum tarafından ayıplanma korkusu. İşte bütün sıkıntı burada başlar…

***

Dünya Çevre Günü, İsveç’in Stockholm kentinde 1972 yılında düzenlenen Birleşmiş Milletler Çevre Konferansından bu yana, her yıl 5 Haziran tarihinde, çevrenin korunması konusunda dünya çapında farkındalık yaratılması ve eylemde bulunulması amacıyla kutlanmaktadır.

2021’de başlayan BM Ekosistemi Yenileme On Yılı kapsamındaki ilk kutlama olan 5 Haziran 2022 Çevre Günü teması, geçmişten bugüne atıfla “Sadece Tek Bir Dünya” olarak seçilerek, gezegenimizi yenileme ve koruma için küresel ortaklaşa eylem çağrısı ile güçlendiriliyor.

***

Sadece bir dünyanın, sadece bir Türkiye’nin, sadece bir Sivas’ın, sadece bir Sivas şehrinin, sadece bir Sivas Meydanı’nın, sadece meydanda otobüs durağının orada bir tane ağacın olması bu çevreye verilen önemi bana o kadar güzel izah ediyor ki!..

Bir zamanlar yemyeşil olan şehir meydanımızdan kalan ağaçların yerini alan elektrik direkleri oluyorsa, elektrik direklerinde yerini alan plastik çiçekler yerini alıyorsa, mizaha gerek yok demektir.

Tarihi yapıların ön plana çıkartılması amacıyla ağaçların kesildiğini dile getiren yetkililerin ve de etkililerin, tarihi binaları kapatan ucube binalara ruhsat nasıl verdiklerini hiç kimse merak bile etmemişlerdir, eminim!

Ve de, bizim çevreden anladığımız işte tam burada kendini yine gösterdi: Tarihi eserlerin etrafındaki evlerin tek renk olması, tek tipe benzetilmeye çalışılması! Milyonlar harcandı, tarihi binaların etrafını heyula gibi kaplayan binaların ve bina sahiplerinin cebinden kurruuuşşş bile çıkmadı!..

İşte bizim çevremiz, bilincimiz…

Ağaç yok, bina çok…

Yeşil alan yok, asfalt çok…

Mesire alanları var, temizlik konusuna dikkat eden hiç yok…

Her gün verimli tarlalar konut alanlarına çevriliyor. Her gün hazine arazileri konutlaşıyor, hem de devlet eliyle “evi olmayanlara peşkeş çekeceğiz” denilerek… Yapılaşma çok, çevre bilinci de bakanlık adıyla ne yazık ki yok.

Yani, çevremizden utanmamız hiç yok…

Hem toplum çevresinden ve hem de doğal çevremizden…

Utanmadan kutlamalar yaparız, dostlar alışverişte görsün misali. Ama bilmeyiz ki tek bir Dünya var. Dünyamızı birlikte koruyabiliriz. Unutmayalım: Evrende milyarlarca galaksi var. Galaksimizde milyarlarca gezegen var. Ama Sadece Bir Dünya var.

Yok sayamayacağımız, endişe kelimesinin yetersiz olduğu, korkmak gereken bir durumdayız. Geleceğimizi güvence altına almak, yeni salgınları önlemek için iklim değişikliği, biyoçeşitlilik kaybı ve kirlilik sorunlarımız için siyasi, ekonomik ve teknik çözümler bulmalı, daha sürdürülebilir üretim ve tüketim yaparak doğa ile barışmalı, “Sadece Tek Bir Dünya” var diyerek günlük ve endüstriyel yaşamı sürdürülebilir kılmalıyız.

En iyi atık-enerji-su yönetimi ile kaynak verimli, mevcut en iyi teknolojiyi kullanan sürdürülebilir üretimle sanayide, sürdürülebilir tüketim ile evde, okulda, işte, yolda, ormanda, tarlada hem akçeli maliyeti hem de güzelim gezegenimiz Dünya için üç acil başlıktaki maliyeti azaltabiliriz.

Hep beraber harekete geçmeli, fikirlerimizi çözümlerle güçlendirmeliyiz. Çünkü sürdürülebilir kalkınma yolunda, küresel ortaklığı canlandırmak, hız kazanmak için her birimize, ülkelere düşen görev ve sorumluluklar var. Umudumuzu yitirmemeli ve çok çalışmalıyız. Hem biz hem de Dünya mutlu olmalı.

İşte, çevremizden korkmazsak yıkılmak kaçınılmaz olacaktır…

Her manada…