A Milli Futbol Takımımızın Dünya Kupası'da oynadığı Avustralya ve Paraguay maçlarından mağlup ayrılmasına çok şaşırdım

Turnuvaya çok erken veda ettik!

Aslında bu veda sadece alınan iki mağlubiyetle anlatılamaz.

Teknik direktör Vincenzo Montella yada futbolcuların performansına değinmek istemiyorum.

Çünkü ortada performans diye bir şey yoktu.

Her iki maçta da rakiplerimiz Avustralya ve Paraguay’ın bizi iyi analiz ettiklerini gördüm.

Topu bize bıraktılar ve geçiş oyunuyla gol aradılar.

Bunda da çok başarılı olduklarını gördük.

Turnuvada şuana kadar 3 gol yedik ve 3 de birbirinin kopyası gibiydi.

Turnuvaya erken veda, yıllardır görmezden gelinen yanlışların ağır bir faturası oldu.

Sahada kaybeden sadece futbolcular olmadı!

Türk futbolunun plansızlığı, günü kurtarma anlayışı ve yıllardır bir türlü çözülemeyen sorunları da bir kez daha tüm çıplaklığıyla ortaya çıktı.

Milli takımın kadro yapılanmasının ne kadar yanlış ve torpille alakası olduğu gün yüzüne çıktı.

İnanın, Erzurumspor’dan Eren Tozlu ve Mustafa Yumlu bu takımda banko oynar. Bu isimler aklıma gelenler, daha ne futbolcularımız var.

Turnuva da oynadığımız iki maçta ortaya konulan futbol ne mücadeleye, ne de Dünya Kupası seviyesine yakıştı.

Rakiplerimiz Avustralya ve Paraguay organize, disiplinli ve ne oynadığını bilen takımlar olarak sahaya çıkarken, biz ise plansız, üretkenlikten uzak ve özgüven sorunu yaşayan bir görüntü sergiledik.

Futbolcularımız çok savruk oynadılar!

Dünya Kupası gibi futbolun zirvesi bir organizasyonda sadece forma giymek yetmiyor. Karakter, kalite ve oyun aklı da gerekiyor.

Futbolcularımız, oynadıkları futbolu bir kenara bıraksak, kılık kıyafetleriyle bile bizi temsil etmediklerini gösterdiler.

Sonuç ortada!

Futbolda birçok ülke sistem kurarken biz hala günü kurtarmanın peşindeyiz.

Bir galibiyette göklere çıkardığımız, bir mağlubiyette yerin dibine soktuğumuz futbol anlayışıyla başarı beklemek hayalden öteye geçmiyor.

Tek suçlu futbolcular mı?

Elbette hayır.

Teknik ekipten federasyona, kulüplerden futbolun yöneticilerine kadar herkesin bu başarısızlıkta payı var.

Türk futbolu yıllardır aynı hataları yapıyor ve her başarısızlığın ardından yeni bahaneler üretiyor.

Artık bahane değil, üzgünüz demek hiç değil!

Hesap verme zamanı.

Dünya Kupası'ndan elenmek elbette futbolun içinde var. Ancak kabul edilemez olan, mücadele ruhundan uzak, rakiplerine karşı varlık gösteremeyen bir takım görüntüsüdür.

Eğer bu elenişten ders çıkarılmazsa, bugün yaşadığımız hayal kırıklığı yarın daha büyük başarısızlıkların habercisi olacaktır.

Dünya Kupası'na veda ettik ama asıl korkutucu olan, Türk futbolunun geleceğe dair umut vermeyen görüntüsüdür.

Artık aynaya bakma zamanı, sorunun büyük bölümü yıllardır kendi ellerimizle oluşturduğumuz futbol düzenindedir.

Kalın sağlıcakla…