Tanpınar sıfırın b ütününü kırdık adet olmaya razı olduk (s.74) derken, hiçtik tek tek birey olduk demek istemektedir. Bu cümleyle bir anlamda toplumsal şuura ulaşmayan insanlık dönemini, sıfır kabul edip sonra sıfırı bölerek önce birey olunduğunu veya kapitalist toplumun oluştuğunu söylemek istediği okuyucun aklına gelmektedir. Bu birey olmanın sonrasını ise, bireysel şuurdan toplumsal şuura geçiş ve millet olma şuuruna yükseliş veya sosyalist toplum şuuruna yükseliş veya İslam toplumu bilincine çıkıştır şeklinde yorumlamak mümkündür.

Bireyselleşme şuuruna ulaşmamış toplumları, “sıfırlamasıyla” Tanpınar, sosyolojik anlamda klan toplumu veya feodal  toplum seviyesine indirmiştir.Bu da onu Marx’a yakınlaştırmıştır denebilir. Aynı zamanda, bireyselleşme sürecinin toplumsallaşma sürecine sıçramasıyla millileşme ve İslam toplumu süreciyle (ki açıkça belli etmiyor) ondan uzaklaştığını da söylemek bir anlamda doğru bir yorum gibi görülmektedir.

Aklın bittiği yerde parlayan büyük inci olmak, (s.74) cümlesiyle Tanpınar, önce aklı öne çıkarırken sonra büyük inci benzetmesiyle sanki kalbi (gönülü) öne çıkarmak istemektedir.Bu husus daha da açılırsa, büyük toplum için önce ben de varım ki, bu aklın varlığı, sonra ben yokum (ki aklın yokluğu) ki buda gönlüm var demektir.Akıl yoluyla kendi olan birey gönül yoluyla sanki benlikten geçerek  millet olma, toplum olma yoluna sokuluyor.Bu tam anlamıyla varlıktan hiçliğe giden ve biz olma, millet olma sürecidir.

Hasta İhsan gelince, o aslında ne hocası Tanpınae’ın Yahya Kemal’dir ne de gerçekten İhsan’dır; o aklıyla birey olamamış hasta toplumdur. Bu anlamda, Mümtaz’ın hastası, İhsan’ı değil, hasta toplumdur.Bu romana da “Huzur” isminin konmasının nedeni hasta toplumun huzura, bireysel huzurla değil, toplumsal huzurla kavuşacağını anlatmak içindir.Bu bağlamda bu roman huzur toplumunun boyutlarının, koordinatlarının tartışıldığı bir romandır denilebilinir.Sonuç olarak, Tanpınar, toplumun huzurunu insanlık tarihini, aklıyla, zamanın (s.74) dışına çıkararak aramıştır

Nuran’ın teyze kızı i çin söylediği de kendi şuuruna ermemiş bireyi tanımlamasıda yukarda ki yorumun bir başka ifadesidir; ondan ötesini düşünmek, ufuk aramak manasızdır. O kendinde başlar kendinde biterdi.(s.77)Hatta aklını aşamamış bir bireyin tıpkı bir kedi kadar kanaatkâr olacağının  üstüne basa basa söylemesi kanaat toplumunun bireyini tasvir ederken huzur toplumunun bireyinden uzaklaşmış olduğu görülmektedir.

NURAN

“Zaman boşluğunu” nağmeler d ünyasıyla dolduran Mümtaz, bu kez zamanı nağme dünyasından çıkarıp Nuran’la doldurmayı yönelmiş olmasına rağmen bu bölümde İhsan, ağırlıklı olarak toplumsal içerikli konuşmaktadır.”Kendimize mahsus yeni bir hayat şekli yaratma devrindeyiz.(s.97) İhsan devam ediyor; hayat bizimdir; ona istediğimiz şekli vereceğiz. Ve o şeklini alırken kendi şarkısını yapacak. Sanata fikre hiç karışmayacağız. Onları hür bırakacağız. Çünkü onlar mutlak hürriyet isterler. Hele mazi ile bağlarımızı kesmek garba kendimizi kapatmak! Asla. Her şey bizden bir devam istiyor” der. Devamla, “mazideki ölü kökleri atmak, ihtiyaçlardan yaşama iradesinden ders alıp realiteye kavuşup ütopyadan kurtulmaktır diyerek yeni toplumun temel taşlarını sıralamaktadır.(s.99) Tam burada Mümtaz’ın bakir türkülerle dünyayı yeni gözle görmek isteyen Suat’la hafif yollu alay etmeside İhsan’nın fikirlerine verdiği önemi tescil eder niteliktedir.

Buraya kadar yazılanların topluca şerh etmek çok anlamlı olacaktır.Bu bağlamda ilk bölümde anlatılan İhsan’ın hastalığı için toplumsal hastalık olarak yorumlanmıştır.Bu aynı zamanda hasta Osmanlının son d öneminin tasfirinden başka bir şey değildir.Nuran bölümündeki hastalığından kurtulan İhsan’ın, toplumsal sağlığı için ürettiği bu fikirle cumhuriyetin kurulduğu ilk yıllarda tartışılan bütün konuların özetini yapılmaktadır.

Toplumsal sağlık için üretilen fikirleri anlatan cümlelerin satır aralarında Yahya Kemal ve Nurettin Topçu karışımı (sentezi) olmuş bir Tanpınar yattığı görülmektedir.Daha açık anlatılırsa;Tanpınar’ın kişiliğinde “Yarınki Türkiye”nin realitesini ütopyadan çıkarmaya çalışan Topçu’yla, Mozart’la Itri arasında evrensel müzik zevkinin koparılamayacağını anlatan Yahya Kemal, sentez olmuş ve İhsan diye ete kemiğe bürünmüştür. İhsan kurtarıcı olarak konuşturulurken niçin Nuran bölümü seçilmiştir sorusu akla gelmektedir. Sanki bu bölümde Nuran-Mümtaz aşkı devreye sokulmakla aslında sevgi, aşk ve saygı (huzur) toplumu açıklanmaya çalışılıyor veya “aklın bittiği yerde parlayan büyük inci olmak” diye tanımladığı sevgi toplumunun özellikleri tartışılmaktadır.Dolayısıyla, aşkla, sevgiyle toplumu kucaklamanın toplumsal sağlık için gerekliliğine dikkat çekmek için bu bölüme konduğu düşünülmelidir. Bu iki kişinin aşkının anlatıldığı bölüm değil toplumun ana unsuru olan kadın-erkek-aile ve nihayet huzur toplumunun mesajı verilmek isenmiştir.