Pir sultanı hatırlayarak “Ben de şu dünyaya geldim giderim / Kalsın benim davam divana kalsın” demekten başka çare yok.  Birinci Cihan Harbi'nde Sarıkamış'taki zayiatımızı (90 bin şehit) Enver Paşa'ya arz eden Harbiye Nezareti Ordu Dairesi Reisi Behiç Bey'e, Enver Paşa şu cevabı vermişti: - Bunlar nasıl olsa bir gün ölecek değiller miydi?" Enver paşa Saffet [Arıkan] Bey’e de, “Zaten açlıktan öleceklerdi. Hiç değilse cephede düşman da öldürerek öldüler” demişti. Bizim Hakk’tan özge sevgilimiz mi var? Böyle soruyor Karacaoğlan. Sabah okurken duygulandım:  Üryan geldim gene üryan giderim Ölmemeye elde fermanım mı var Azrail gelmiş de can talep eder Benim can vermeye dermanım mı var Dirilirler dirilirler gelirler Huzur-u mahşerde divan dururlar Harami var diye korku verirler Benim ipek yüklü kervanım mı var Er isen erliğin meydana getir Kadir Mevla’m noksanımı sen yetir Bana derler gam yükünü sen götür Benim yük götürür dermanım mı var Karac'oğlan der ki, ismim öğerler Ağı oldu yediğimiz şekerler Güzel sever diye isnad ederler Benim Hakk'tan özge sevdiğim mi var. Bugün 14 Şubat. Sevgililer günü. Bu felaketi yaşamamış olsaydık, neler neler yazacaktık. Ben on günlük yazı dizisi planlıyordum.  Vatanın en ücra köşelerindeki vatandaşlarımız, felaketzedeler için bir şeyler yapabilme özverisi içindeler. Her zaman olması gerekir ama, bu yılın sevgililer gününde, iki sevgilimiz var: Yüce Yaratan ve vatan.  Uçmak İstiyorum adlı şiirimi şöyle bitirmiştim:  “Bak gözlerime Zümrüt zümrüt bak ne olur; Burcu burcu sevgi tarlalarında, efil efil es! Yunus’ça ses, Mevlana’ca nefes getir her dem. Bir Türkiyem var, bir sen varsın; Güzelim, sevdiğim iki tanem!” Halit Fahri Ozansoy’u 23 Şubat 1971’de kaybetmiştik. Önümüzdeki hafta içinde onunla ilgili bir yazı yazacağım ama, içimden Vatan Destanı’nı bugünden yayınlamak geldi:  O kadar dolu ki toprağın şanla,  Bir değil sanki bin vatan gibisin,  Yüce dağlarına çöken dumanla,  Göklerde yazılı destan gibisin. Hep böyle bulutlar içinde başın, Hilâli kucaklar her vatandaşın. Geçse de asırlar, tazedir başın, O kadar leventsin, fidan gibisin.  Çiçeksin, bayılır kuşlar kokundan,  Her dalın bir yay ki zümrüt okundan.  Müjdeler fısıldar Ergenekon'dan:  Bu sese gönülden hayran gibisin.  Ey bütün cihana bedel Türk ili,  Açtığın cenklerin yoktur evveli.  Tarih bir nehir ki coşkundur seli,  Sen ona nispetle umman gibisin. Bir yandan hep böyle taştın, köpürdün  Bir yandan cefalı bir ömür sürdün.  Fakat ne derece ezildinse dün,  Şimdi yine tunçtan kalkan gibisin. Bir insan nihayet kemikle ettir,  Bu et, bu kemiğe can hürriyettir.  En büyük hürriyet cumhuriyettir,  Demek ki şimdi sen bin can gibisin. Ey ana toprağı, Ey Anadolu,  Açıldı önünde Türklüğün yolu.  Hamdolsun her yanın bereket dolu,  Cennette bir yeşil meydan gibisin. Yeni bir ay ördün al bayrağına,  Girdin en sonunda irfan bağına,  Medenî hayatın nur ırmağına,  Ezelden susamış ceylan gibisin...