Sivasspor'un son kongre süreci, camia tarafından uzun yıllar anlatılacak türden bir hikâyeye dönüştü.
Öyle ki kongre sürecinde yaşananlar, Karadeniz fıkralarını aratmayacak kadar trajikomik bir tablo ortaya çıkardı.
İsterseniz, Temel ile Dursun'un Sivasspor kongresine gittiği bir fıkra düşünelim...
Divan Başkanı kürsüye çıkıyor, "Yiğidolar, takım sahipsiz kalmasın, bir aday çıksın" diye sesleniyor.
Salonda çıt yok.
Kongre erteleniyor.
Aradan haftalar geçiyor, aynı çağrı bir kez daha yapılıyor ve yine ses yok.
Sonunda Dursun dayanamıyor ve Temel'e dönüp "Biz aday olsak mı?" diye soruyor.
Temel'in, Dursun’a verdiği cevap ise her şeyi çok güzel özetliyor; "Ula Dursun, bu kadar akıllı adamın kaçtığı yere biz niye girelim?"
Aslında bugün, Sivasspor'un geldiği noktayı bundan daha iyi anlatan bir cümle bulmak gerçekten çok zor.
Koskoca bir şehir, milyonlarca taraftar ve yıllarca Süper Lig'de mücadele etmiş bir kulüp...
Ama iş başkanlık koltuğuna oturmaya gelince herkes birbirine bakıyor.
Çünkü; ortada sadece bir başkanlık görevi değil, aynı zamanda ciddi bir mali yük ve çözülmesi gereken büyük problemler bulunuyor.
Bence, zaten kongrede aday çıkmaması üzerine kulübün divana kalması başlı başına olağanüstü bir durum.
Ertelenen kongrede de aday bulunamaması ise sorunun ne kadar derin olduğunu gözler önüne serdi.
Şimdi ise camia da kulübü bekleyen hukuki süreç konuşuluyor.
Yasal mevzuat gereği yeni yönetim oluşmazsa konunun mahkemeye taşınması, kayyum ihtimali ve kulübün geleceğine ilişkin belirsizlikler gündeme gelecek.
Ben yine de her zaman söylediğimi söyleyeceğim, “Sivasspor kayyuma kalmaz”…
Mevcut düzen, bunu istemeyecektir.
Sivasspor kayyuma kalırsa, birileri gelir alır ve geçmiş hesapları sorgular.
Bunun çok iyi olacağını da düşünenler olabilir.
Ama, bu riski alacaklarını ve Sivasspor’un “anahtarını” birilerine vereceklerini sanmıyorum.
Ancak asıl düşündürücü olan ise herkesin “Sivasspor’un yaşadığı” sorunun farkında olmasına rağmen, çözüm konusunda kimsenin öne çıkmak istememesidir.
Sivasspor sahipsiz kalmasın derken, “iş sorumluluk almaya gelince” ortada büyük bir sessizlik oluşuyor.
Bugün yaşananlar, bir başkanlık krizi değil!
Sorunun en büyüğü “Sivasspor'un yönetim modeli”…
Uzaktan kumanda yönetim modelinden vazgeçilmeli.
Bunu becerebilirsek, Sivasspor’a çok başkan adayı çıkar.
Hatta, öyle kongreler yaşayalım ki, birden çok liste yarışsın ve herkes projelerini anlatsın!
Kazanan işte o zaman Sivasspor olur.
Kalın sağlıcakla…