Sosyal yaşamda insani ilişkileri oldukça iyi. Yardıma ihtiyacı olan herkesin elinden tutan kimsenin mahremi ile ilgilenmeyen kendi ruhu ve bedeni ile mutlu olan, hayvan seven, tabiat seven, cemiyet hayatında sevilen bir insan olmak. Kulağa oldukça hoş gelse de bunların bir insanda olması yeterlimi? ilk bakışta yeterli gibi görünüyor.
Fakat fahri kâinat efendisi bir hadis i şeriflerinde ''Ameller niyetlere göredir'' buyuruyor perdenin kumaşı ile üzerindeki desenle ilgilenmekten perde aralanamıyorsa halbuki perdeyi aralasak pencereyi açabilsek karşımıza muazzam bir manzara çıkacak ama biz görünen kısımla ilgilenmekten görünmeyen kısma bakmayı akıl edemiyoruz.
İstediğin kadar kedinin başını okşa kedinin Rabbinden bir habersen! Çiçeklere su ver sev ama onları zikrettiren Rahmanın rahmetinden haberin yoksa! İnsanlara yardım ettin lakin rızkı taksim edeninin ancak Er-Rezzak olan Allah olduğunu fark etmediysen! Onca emeğe yazık oldu. Sana yardım etme ehliyeti verdiyse şükretmek lazım Er-Rezzak olan Allaha, veren el olmaya nasip ettiği için. Padişahın hazinesinden halka dağıtan bir saray görevlisi, dermi ki “şahsım adıma dağıtıyorum”, sadece bir aracıdır ona bu görev verilmiştir ve padişah adına taksim eder. Allah adına vermek lazım önce vermek sonra verdiğini de vermek, bu alçaltıcı histen de kurtulmak. Çünkü nefis kendi hesabına çalışacak kendine paylar çıkaracak ve sadece padişahın kapısındaki görevliden farkı olmayan insan nefsi hesabına çalıştığı için yorulmuş olacak ama kuvvetli muhtemel niyeti halis olmayınca sevabına da nail olamayacak. Muhakkak ki en iyisini Allah bilir.
Nebi bir başka hadis i şeriflerinde ''Bir dağın kenarından geçseniz ve deseniz ki şu dağ kadar unum tuzum olsa dağıtsam niyetinizden dolayı bu sevap olarak size yazılır.”
Subhan olan Allah ne büyük! hayra niyet hayrı yapmış gibi. Madem böyle veren ''el '' olduysak şükür lazım elbette lakin '' mal mülk'' hepsi'' O''nun. Benim şu kadar param malım mülküm olsa da dağıtsam diyen insan halk arasında itibar göreyim diye istiyorsa, olmayan malı mülkü için kendini yıpratıyorsa bu niyet de halis değil. ALLAH zifiri karanlık bir gecede küçük bir karıncayı görmeye kudreti yetendir. Senin de gönlünün en tenha yerinde hızlıca geçen düşünceni de bilmeye muktedir olacaktır hiç şüphesiz.
''Malı isteyene ilmi isteyene veririm'' diyen Allah kime neyi taksim etti ise şükür ile hamd etmek lazım.
Dünya ve içindekilere hizmet ederken iyilik ederken bir daha niyetimizi gözden geçirip meselenin rıza olduğunu ve eylemimizden çok niyetimizin önemli olduğunu bir daha içselleştirmemiz lazım.
Şimdi çiçeği sularken, ya da bir çocuğu severken içimizdeki o sevginin kaynağı El-Vedüd olan Allahtan geldiğini bilmeliyiz. Bizlere bu ismi tecelli etmese değil çiçeği kendi çocuğumuzu bile sevemeyiz. Sevginin kaynağı olan Allah ne yücedir. Kedinin başını okşarken kedinin Rabbiyle irtibatı kesmemek duasıyla.
Yoksa bu dünyada belki ''Entellektüel'' oluruz, iyi bir insan oluruz yalnız bu yüzeysellik ahirette işe yaramaz, zira insan niyetinden ibarettir.