Sivasspor’da önce kongre tarihi açıklandı, ardından ertelendi. Derken gözler 8 Temmuz’a çevrilmişti ki yine olmadı ve 15 Temmuz tarihi büyük gün için hedef gösterildi.
Sivasspor'da haftalardır "dananın kuyruğu koptu kopacak" demek, dilimizde plesenk oldu.
Anlaşılan, kongrenin yapılmasını camia olarak beklemeye devam edeceğiz...
Bekleyelim beklemesine de sonuç ne olacak?
Sivasspor’da 19 Mayıs da yapılması planlanan kongrenin ardından şimdiye kadar neredeyse 2 aya yakın zaman geçti.
Bugünlerde ortaya çıkan tabloya baktığımız da camianın umutla beklediği değişim değil, adeta eski filmin yeniden vizyona girmesi gibi bir şey oldu.
Başkan Burak Özçoban bir basın açıklaması yayınlayarak, tekrar başkanlığa aday olduğunu dillendirdi.
Eski başkanlar Mecnun Otyakmaz ve Bahattin Eken, yöneticiler Erdal Sarılar ve Mehmet Oflaz'la bir araya gelmesinden sonra ikna edilmiş gibi gözüküyor.
Sivasspor'un yükünü yıllarca omuzlamış isimler masaya oturuyorsa ister istemez, "Herhalde kulübü içinde bulunduğu çıkmazdan kurtaracak güçlü bir irade oluşuyor." diye düşünüyorum.
Bu kadar güçlü isimlerin hiçbirinin başkanlık koltuğuna oturmaya yanaşmamasına da bir anlam veremiyorum.
Koltuğa oturmayalım ama biz yönetelim mantığı, aklıma geliyor.
İşin en ilginç tarafı ise ortada sportif başarı da yok, mali başarı da!
Borç ise hiç azalmadı.
Transfer tahtası kapalı.
Buna rağmen Mevcut Başkan Burak Özçoban yeniden adaylığını açıklıyor.
Şimdi kimse kusura bakmasın ama camianın aklıyla “lütfen” alay edilmesin!
Madem yine aynı isim devam edecekti, neden kongre kararı alındı?
Neden haftalarca şehir belirsizliğin içinde bırakıldı?
Neden insanlar "Acaba yeni bir yönetim gelir mi?" diye umutlandırıldı?
Yoksa bütün bu süreç yalnızca zaman kazanmak için mi yaşandı?
Başarı yok ama özgüven tavan!
İşte tam burada şu fıkra geldi aklıma ve sizinle paylaşmak istiyorum.
Kasabanın birinde yıllardır zarar eden bir bakkal varmış. Raflar boş, müşteri yok, kasada para yok...
Mahalleli bir gün dayanamayıp sormuş. "Yahu bu dükkân her gün zarar ediyor. Niye devretmiyorsun?"
Bakkal gülümsemiş: "Zarar benim, dükkân benim... Ama koltuk çok rahat!"
İşte bazen mesele dükkânı büyütmek değildir, o rahat sandalyeden kalkamamaktır.
Ama görünen o ki, Sivasspor'un en büyük rakibi sahadaki rakipleri değil; yıllardır değişmeyen anlayış, bitmeyen koltuk sevdası ve tükenmeyen "Ben yaparım." ısrarıdır.
Kalın sağlıcakla…