?OHAL uzasın mı, uzamasın mı?? sorusu neredeyse hiç sorulmadı? 19 Ocak 2017´de süre doluyor ve sessiz sedasız TBMM Genel Kurulu´nda görüşüldü ve uzatılması üç ay uzatılması yönünde karar alındı. 15 Temmuz öncesinde OHAL´e gerek olduğunu hiçbir zaman düşünmedim. Normal olarak yasaların yürütülmesi, terörle mücadele için kâfidir. 15 Temmuz olağanüstü bir durum olduğu için OHAL´e ihtiyaç vardı. Ancak altı aylık süre azımsanacak bir süre değildir. Bu müddet içinde OHAL yetkilerinin nasıl kullanıldığı, başarılı olup olmadığı konusunda ise elde ölçü yoktur. Tutuklama ve gözaltılar, FETÖ´nün çözülmesine katkı sağlamış mıdır? Net bir cevabı yoktur, çünkü tutuklananlar bilinmesi gerektiği kadarını bilen ve yapının dışarıdan devşirdiği göze batan simalar. Elebaşları, çok ince operasyonlarla öncesinden yurtdışına çıkmıştı yahut sonradan çıktılar. Oralardan fesatlıklarını sürdürmeye devam ediyorlar.
Bylock delil, Eagle delil tamam ama bu kadar mı? Bu örgütün, sıcak para işlerini nasıl yürüttüğünün izahını yapmak kolay; kriptolar aracılığıyla paraların hangi ellerden geçtiği, hangi kişilerde toplandığı konusu çözülebilmiş değildir. İpek holding paravan ve milyar dolarların akıp, aklandığı önemli bir merkez ama bu iş bu kadar değil. Bankaların transferde kullanılmadığı, çantalardan, valizlere; valizlerden bavullara aktarılan bu para şebekesi çözülebilmiş değildir. Ellerini kollarını sallayarak ve belki de paraları keyifle ezerek yollarına devam ediyorlar.
OHAL olmasaydı da, mevcut başarı düzeyi yakalanabilirdi. Mücadeleye psikolojik katkı vermenin dışında bir işe yaradığını düşünmüyorum. Artık hiç düşünmüyorum. Üzerine yeni dertler ilave edilmesine rağmen, bürokraside rutin hantallık hâkimiyetini sürdürmektedir. Mevcut bürokratik kadroların, sırf geçmişten getirdiği FETÖ ağırlığından ve mücadele yeteneksizliğinden dolayı da umutsuzum. Ciddi anlamda mecliste FG ile bağları olan parlamenterlerin, iller düzeyinde kurduğu ve paralel yapı ile iç içe geçmiş ilişkiler ya aklanıyor, ya üstü örtülüyor.
Spekülatör ve ahlaksız güruhlar 15 Temmuz´dan önce nasıl her alanda PDY ile çıkar ilişkileri içindeyseler, sonrasında da darbe aleyhtarlığını kullanarak kendilerine yeni bir mecra buldular. ?Eski ilişkiler? denilip geçilemeyecek, çift taraflı ilişkilerin araştırılması şarttır. Bu ilişkiler, taraflara karşılıklı çıkar sağlamışsa; her an karşılıklı çıkar için bizleri satmaya elverişli adamlar söz konusudur. Bu çeşit insanların kanun karşısında konumunu bilmem ama karakter olarak hâlâ etkin ve yetkin bürokratik kadrolarda olmaları, vicdanları yaralar. Bir de bunların OHAL yetkilerine sahip olması vardır ki, kendi adıma ürperti duyuyorum. Geçmişte ?The Cemaat?le iş tutarken, örgütün karşısında yer alanlara selam bile vermezlerdi. Şimdi bu yetkilerini, bir nevi intikam alır gibi kullanmalarına mani bir durum yoktur. Ak Parti yanında ve içinde sırf menfaati için bulunan ve darbe gerçekleşseydi FETÖCÜ ortakları sayesinde yine konumlarını koruyacak, belki de yükselteceklerdi.
OHAL eğer gerçekten faydalı olacaksa uzatılsın, burada problem yok. Ama OHAL yetkilerine sahip, zayıf karakterli, eskiden The Cemaat sempatizanı bürokratların şerrinden nasıl korunacağız? Bu var mı? Afakî konuşmuyorum, var elbette. Farklı gerekçelerle ?OHAL yetkimi kullanırım!? tehdidine maruz kalanların ise  yoğun baskı altında olduklarını düşünüyorum.
Yetki dediğiniz şey yetkilisine göre biçimlenir.