Para ile helva alabilecek durumda olsalardı, putlarını helvadan yaparlar mıydı? Benim çocukluğumda bile helva ağıra kaçan bir tatlı idi... Cahiliye Araplarında haydi haydi öyledir. Bu yüzden helvadan yapıyorlar ve acıkınca da yiyorlar elbette...
Paranın her metanın kıymetini belirlediği ve sahip olunduğu miktar kadar alma kudreti verdiği bir ekonomik sistemde, helvadan put yapmak pek masum kalır. "Ah bir zengin olsam sana neler neler neler alırdım!" diye bir şarkı vardı, Tanju Okan söylerdi. Damdaki Kemancı operetinden: If I were a rich man,..
"Neler, neler, neler"e sınır yok... Çoğunun helvası da yapılmaz, turşusu da...
Gönle yerleştirilen ve sahip olma arzusuyla yakıp kavuran o kadar çok mal var ki... Bazıları da yüz yirmi ay vadeyle taksit taksit kıvrandırır...
"Param olsa..." diye başlayan cümlelere itirazım yok; arkasından gelen şeylerin ne olduğu ve yürekte işgal ettiği yer önemli. Perdeyi biraz daha aralayalım... Helvadan medet uman insanın, Allah`a yönünü döndürmesi kolay olabilir. Paranın sağladığı kudret ise malik olanadır. Para, insanlara akla hayale gelmez metayı, kendisine yakıştırmasının yolunu açmıştır. Sahip olan kibirlendirir, çünkü statü ve kudret verir; sahip olmayanı hasetlendirir, çünkü ezer, zillete düşürür.
Para ekonomisi, insanda sahip olma arzusunu, "Benim olmalı" biçiminde kamçılamaktadır.
"Ben" ve "Benim" ile başlayan sahip olmaya yönelik cümleler narsisizmi aşmakta, kendi kendine tapınmaya dönüşmektedir...
"La ilahe"nin dışa doğru beyanı değil, içe doğru tasdiki dünyanın en büyük devrimini başlatmıştır. Şimdi ve yaygın ters yürüyüş, sağlam istikamet değildir; olmadığı gibi ondurmaz da... 
Akşam da olmuş, nerden girdik bu "Out" konulara...
Eskilerin mesellerine…