Destuuuur, erkek var!
Kime diyorum?
Bendeniz, 2012 yılından çok çok önce ?The Cemaat? diye yazıp, FETÖ karşısında mevzi alırken; onlarla koyun koyuna yaşayan ve henüz nedamet getirmeyenlere diyorum. Korkulacak insanlardır; çünkü ortam, tam onların sevdiği ortamdır. ? Kim ki Hakk´tan korkmaz, ondan korkar erbâb - ı ukûl /Her ne isterse yapar haktan hirasan olmayan .? sözleri kulağıma küpedir.
Onlar kim?
Tüm ülkede örnekleri saymakla bitmez. Himmetin sıcak paralarıyla çalım satan; yurt dışına açılma imkânı dahi bulabilmiş rantçı iş adamları? ?The Cemaat?e kıyakçılık yapan yetkin bürokratlardan; paravan derneklerde PYD´ye derin ve etkin katkı sunan parlamenterlere, akademisyenlere, belediyecilere kadar uzanan çeşit çeşit tipler? Efkâr-ı umumîyi derinden ilgilendiren bazı hususlar dile getirildiğinde, yardımcı olacağına, FETÖCÜ yapıya arka çıkan kanun adamları? Her köşeye yerleştirilmiş beleşçi danışmanlar, sahte şairler, vatanı sırf arsası için seven emlak avcıları?
Hususi liste sunamıyorum ama ?suskunlar? anlar ve anlamaktadır. Şimdilik susanları güçsüz zannedenlerin, aldanacakları gün de yakındır. Emniyet ve asayiş kuvvetlerinin işini zorlaştıran işte bu çarktır. Zordur, çünkü izlerini örtmekte mahirdirler, çıkar için her türlü işbirliğini mubah görürler, kıvrak bir manevra gücüne sahiptirler. Bir yere gelir bütün soruşturmalar tıkanır, ?yukarıdan? müdahale, aşağıdan dezenformasyon alabildiğine sürmektedir.
Kendimi görevini yerine getirmiş saymıyorum hâşâ, dilerim yaptıklarıma kibir ve gurur bulaşmasın. Gücümün yettiğini yapmaya gayret ettim, azıcık da olsa mutmainim. FETÖ hakkında 2012´nin çok öncesinden başlayarak yaptığım analizler, yazdığım yazılar döneme de tanıklık edecek niteliktedir. Belki de basılacaktır; seneler sonra didik didik edilecektir. Yaralar henüz sıcak ve mevcut kadrolar rahatsız olmaktan kaçınıyor. Bu iş böyledir: küçük hamlelerle yürünür, sabır şarttır ama hafıza kaybına yer yoktur.
İşittim, bünyenize özenle yerleştirdiğiniz ?algı operasyonu? birimi, hakkımda dedikodudur üretip, yaymaktaymış. Siz kendinize yakışanı yaparsınız ve bence problem yok. Hatırlatayım: sizler henüz ana rahmine düşmediğiniz günlerde, sokaklarda ne kalleşlikler döndüğünü bilen benim merhum validem eli yüreğinde yaşıyordu. Çoğunluğunuz gibi koltuk için yarışmadım, zengin sofralarına ilişmedim; mütevazı bir hayat sürdürdüm ve bir ses ?Kalk!? dediğinde süratle kalkabileceğim bir ahşap iskemlede oturuyorum. Hakkımda dar alanda algı operasyonu uygulamanızı anlayışla karşılıyor, ibretle seyrediyorum. Sorumluluklarını yerine getirmek için şu anda yoğun mesai vermek makam sahiplerine; eleştirmek ise yönetilenlere düşer.
15 Temmuz ve müteakip üç gün sırf meydanda kalabalık görünelim diye Sivas halkının içinde yerimi aldım. Bayrak açmadım, şov yapmadım; tek bir görüntüm var o da sırf hatıra resmidir ve albümlüktür. Şunu da gördüm: Lümpen ve hedonist ama sadece ?sağcılık? vasfına sahip bazı bilim adamları, bürokratlar neredeyse bayrağa sap olmuş; slogan atıyorlardı. ?Daha önce neredeydiniz?? diye sormuyorum, eğer iç muhasebe yapacak vicdanınız varsa ?Daha önce neredeydik!? diye kendiniz sormalısınız.
Sahi neredeydiniz, neyle meşguldünüz? Bana şu akademik analiz kabiliyetinizi milleti uyarmak için kullandığınız tek bir makalenizi gösterin. Bana o işlek ve yeri gelince polemiklere girdiğinizi bildiğimiz güçlü kaleminizle, bizzat imzanızla yayınladığınız tek bir yazı gösterin. Darbeci zihniyete karşı renginizi belli eden ufacık bir metin, isyan eden bir şiir? Bütün bunlar hak getire ama müstear isimlerle yahut bazı kirli yazarların size tahsis ettiği köşelerde neler yazdığınızı unutamıyorum.
Neredeydiniz ben söyleyim. Makam sahipleriyle iş tutuyor, sıcak odalarda kuş kaldırıyor, benim gibilerle karşılaşmamak için yolunuzu değiştiriyordunuz. Doğrusu, bayrak ne zaman kaldırılır, kiminle iş tutarak makam sahibi olunur, eskinin cemaatçileriyle nasıl çaktırmadan iş birliği yapılır gibi konularda acayip uzmansınız. Alayınız, bu işlere unvan verilseydi ordinaryüs profesör olur, beş ayrı kürsüde ders verirsiniz.
Ben, gerçekten yaş ve kemâl itibariyle sorumluluk sahibi olması gerekenlerin, 15 Temmuz´da sokağa çıkıp gösteriş ve makam için bayrak sallamak yerine; bir köşede millete yol gösteren, devlete yardımcı olan fikir üretmesini isterdim/isterim. Âlimlerin mürekkebini, şehit kanıyla tartan bir din, bana bunu ifade etmektedir. Gerçi böyle şeyleri idealist bulur ve bıyık altından gülersiniz. Sizden ciddi bir duruş beklenemez, bari kendinizi birazcık olsun toparlayın. Hiçbir müşterekimiz kalmadı ama sizlerle adımızı aynı hattâ toplayan ?tortular? maalesef yakamızı bırakmıyor. Siz darda kalınca ?Benim ilgim yok!? der, sıvışırsınız; bana böyle bir soruyu sormazlar bile. 12 Eylül´de de sormadılar, 28 Şubat´ta da? Şakaklarımızdaki döğmeler, Anadolu´nun alnımıza zimmetli olduğunun daima delilidir.
15 Temmuz hafazanallah gerçekleşseydi, siz sofralarında olurdunuz, ben ise muhtemelen suçlu? Üstelik FETÖ mücadelesinden sabıkam da vardı. Hakkımda yaydığınız dedikodulara, tezvirata gelince. Bildiğiniz gibi ve hattâ artırarak devam edin, ta ki iftira olmasın. Sizden başka türlü bir muamele görmek, benim için sürpriz olurdu. Enseme değil, cepheden ve burnuma nişan alın!
FETÖ ile mücadele: evet, istiklâl mücadelesidir; ülkeme karşı yapılan saldırıların en önemli cephesidir. Bu kavgada ne yediğim yumruğu sayarım, ne attığım yumruğu. Şu an en büyük mücadele verilmesi gereken alan: Kriptolardır, kripto ağıdır. Mücadeleye destek vermesi gerekenler, köstek olmaya çalışırlarsa benim gözümde ?kripto? adayıdırlar.
Şahsi hikâyemi mi yazdım? Hayır! En şahsi tarafımız umumî bir manzaranın küçük bir parçasıdır. Aynı şeyler Tokat´tan, Yozgat´a, Maraş´tan Erzurum´a yaşanan şeylerdir. Bakmayın öyle sessizliğimize, biz de haberleşiyoruz kendi aramızda ve daha önemlisi paylaştığımız çok derdimiz var.