Çok kolay olduğu kadar, çokta zordur aslında şehrinin takımını tutmak.

Bulunduğu şehrin değil, doğduğu şehrin takımını tutmalı insan!

Bir nokta da babadan oğula geçer, bu sevda….

Öyle ki bir babanın oğluna bırakacağı mirastır.

Şehrinin takımının armasına olan aşk!

Kimimize göre bir sevda kimimize göre aşk gibidir, şehrinin takımını sevmek.

Çok büyük başarılar elbette beklenir ama olmasa da olur aslında…

Elde edilen bir başarı yada kazanılan 1 kupa yıllar boyunca nesilden nesile anlatılır.

Büyüklerimizden duyarız, kaçan şampiyonlukları ve son dakika da kazanılan kupaların hikayesini…

Stadyumun yanından geçerken, gözler hep oraya döner. Alınan zaferler hatırlanıp mutlu olunurken, kaybedilen maçlar akla geldiğinde insanın içini hüzün kaplar.

Şartlar gereği, şehirden gerekli destek alınamadığı zaman, çok pahalı kadrolar kurmanın da imkanı yokturdur.

Bazen kısa süreli, saman alevi gibi gelen başarılar da yeterlidir.

O zaman gidilir, isim yapmış “şöretli” futbolcu transfer etmek içim.

Parasını versen, şehri beğenmezler!

Şehrin, muazzam büyüklükte stadyumu da vardır ama tribünler boş kaldıktan sonra hiçbir anlam taşımaz.

Halbuki çoğu Avrupa ülkelerinin kasaba takımlarının maçlarında bile dolar tribünler.

Nedeni ise, kasaba da yaşayanlar takımlarını benimserler ve çoluk çocuk hep beraber takımlarını desteklerler.

Takım bir maç kazandığında tüm şehir yada kasaba karnaval yerine döner. Eğer maç kaybedilirse yas günüdür o gün.

Şehrin takımı kötü günler mi geçiriyor, bir şey yapılacaksa zengin fakir ayrımı olmaksızın herkes elinden geleni yapar.

Şehrin takımının maçı varsa, o gün hayat durur.

Maç günü tüm taraftarlar “şehir” stada gider. Gidemeyenler ise en azından televizyon yada radyo yoluyla maçı takip ederler.

Maç saati hayat durur, sokaklar ve yollar boş kalır.

Karşılaşma bittiğinde alınan sonuç ne olursa olsun, taraftarlar takımına küsmez. Kimse takıma bir maç kaybetti, parası yok transfer yapamadı yada küme düştü diye arkasını dönmez.

Avrupa’da bu bir kültürdür.

Sinema da film izlemek yada tiyatro izlemek gibi bir zevktir. Okul takımlarından başlar, kolej maçlarıyla devam eder.

Her sene Avrupa Kupaları’nda mücadele etmelerini de beklenmez.

Sevdikleri ve aşık oldukları, şehirlerinin ve kasabalarının takımlarıdır.

Bazen de ligden düşer, şehrin takımı!

O zaman şehir de düşer…

Hayatında tribünde yerini almayıp şehrinin takımının küme düşmesini dışardan izleyenler, yerli yersiz yorumlara başlarlar.

Bu hakkı kim veriyorsa onlara!

Yenilse de yense de “stadyumda yerini almayanların” böyle bir hakkı yok.

Böyle bir hakkının olması için, şehrinin takımının her zaman yanında olmalısın…

Buna hafta sonu oynanacak olan Sivasspor- Erokspor maçıyla başlayabilirsin.

Unutma, sen yoksan bir eksiğiz.

Kalın sağlıcakla…