4 Eylül Barajı, Sivas'ta, Mısmıl Çayı üzerinde, içme suyu temini amacıyla 1996-2002 yılları arasında inşa edilmiş bir baraj.

DSİ Genel Müdürlüğü’nce depolama tesisi 2004 yılında, arıtma tesisi de 2007 yılında tamamlanarak Sivas Belediyesi’ne devirleri yapılmış. Dolayısıyla şehrin içme ve kullanma suyu hem yeraltı hem de yüzeysel su kaynağından sağlanmakta…

Toprak gövde dolgu tipi olan barajın gövde hacmi 4.200.000 m³…

Akarsu yatağından yüksekliği 65,00 m…

Normal su kotunda göl hacmi 85,05 hm³…

Normal su kotunda göl alanı 5,60 km²…

Baraj yıllık 33 hm³'lük içme suyu sağlamakta. Temenni bu yöndeydi en azından…

Rajondandır, barajımızın künyesini dile getirdik, barajımızın dilek ve temennisini duçar eyledik…

50 yıl Sivas’ın sorununun kalmayacağına inandırılan bizler niçin daha 20 yıl olmadan kırmızı çizgi sınırında “3 ay sonra susuz kalacağız” duyurusuna maruz bırakıldık?

İlginç değil mi?

Geçen sene dip suyu içirilen, “musluklardan çamur akıyor!” feryadını yapan, su arıtma cihazları arıza yapan ve arıtmacıları zarara uğratan bizler 50 yıl dolmadan niçin daha 20.nci yılında 4 Eylül Barajı havzasını yarış pistine çevirdik (pardon yarış pisti mihri vefa su havzamızdı!)…

Ama müjde olsun yetkililere, yepyeni bir pist alanına kavuştunuz, teknik beceriksizlikle… 4 Eylül Baraj alanı ya bir ralli alanı olur, ya da dev bir konser alanı… Yarışırlar seyreder, çalarlar dinlersiniz…

***

ÖSYM’nin vazgeçemediği havuz problemleri vardır, bilirsiniz: “Boş bir havuzun tamamını I. musluk tek başına 8 saatte, II. musluk tek başına 12 saatte dolduruyor. Havuzun dibindeki III. musluk dolu havuzun tamamını 24 saatte boşaltıyor. Buna göre, havuz boş iken üç musluk birlikte açılırsa havuzun tamamı kaç saatte dolar?”

Bazılarımızın aklına takılabilir, cevap verelim bu soruya, çözümlemeli: 1/8+1/12-1/24:1/t (zaman). Paydaları eşitleyin, içler dışlar çarpımı: sonuç: 6 saat.

Peki bizim 4 Eylül Barajı kaç saatte, pardon kaç yılda dolar biliyor musunuz?

Hiçbir boşaltma yapmadan sadece doldurma yılı süresi tam tamına 4 yıl, yani 1460 günde, yani 35 bin 40 saatte…

Peki ne oldu bu suya birden bire?

***

Sivas suyunun dörtte üçü Tavra Deresinden, dörtte biri ise 4 Eylül Barajı’ndan karşılanıyordu. Sıkıntı bu yönüyle fazla gözükmüyordu?

Bir de gündemde Beydilli Barajı yapımı vardı, bu sırada Pusat’tan da istifade edilecek ve Sivas su manasında çok ama çok rahatlayacaktı…

Bu bilgi notunu da edinelim ve devam edelim…

***

Nedir bu teknik hata derseniz, bize içirilecek Tatlısu hikayesinden efendim, hatırlayın…

Yıl 2014, dönemin Sivas Belediye Başkanı Sami Aydın şehirlerde yaşanan su sorunlarına neşter vuracaklarını söylemiş, kısa bir süre içerisinde şehrin tamamının arıtılmış suya kavuşacağını, klorlamadan ozonlama sistemine geçiş yapacaklarını belirterek “vatandaşımız kısa bir süre içerisinde damak tadına uygun arıtılmış tatlı suya kavuşacak” demiş, mahallelere gönderilen vatandaşların alışkanlık haline getirdiği tankerle su taşınmasının kaldıracağı müjdesini vermişti…

Tatlısu çeşmeleri kapandı…

Bu müjde haberi arşivlerden edinebilirsiniz…

(Tavra’ya kim demiş kirli, kireçli diye!... Tavra’da ki zengin mineral hangi yeraltı suyunda var Allah aşkına! İftira atmayın Tavra’ya, acısu hezeyanlarını bırakın!)

İşte şimdi patlak veren sıkıntının başlangıcı Tavra’nın kesilmesi ve 4 Eylül Barajı’na yüklenilmesi. Bir anda baraj eridi, üstelik bir de kuraklık beraberinde felaketi getirdi. Hemen Tavrayı tekrar devreye soktular, 2016 yılında, ama iş işten geçmişti artık, kumaş dikiş tutmuyor…

Baraj eridi, eriyor, havuz problemleri bile çözüm değil artık, teknik hata, teknik sorun ve felaket!..

Şimdi Pusat’tan komple su alınacak, ama nasıl?

Hanzar’a kadar tamam, ya gerisi?

İşte burası da felaket, orta bir HES gibi çalışacak bir pompa tesisi mecbur kurulacak, çünkü su 3 aya nanay!.. Peki kurulacak bu pompa tesisin korkunç elektrik faturası kime? Tabii ki bize, vatandaşa…

Hatalar olmasa, Pusat suyu normal seyrinde devam etse hiç bu sıkıntılar da yaşanmayacaktı ama, Sivas’ın kaderi(mi?) Bilmem, kaderi zorlamak bu olsa gerek…

Bir de işin en vahim kısmı da şu: Pusat’ın taşma suyu gelecekti 4 Eylül Barajı’na normalde. Böylece Pusat tarım sulama görevini de yerine getirecekti, ama şimdi?

Aman Allahım, Pusat şimdi tarım sulamasını nasıl yapacak? İşte bu bir türlü dillendirilmiyor… Ne acı!...

Bir Tatlısu hikayesi ile başlayan ve acılaşan gerçek…

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Başbakan olarak geldiği Sivas’ta meydandan şöyle seslenmişti bizlere: “Su meselesini halledemeyen Başkan gider!”

Tatlı bir hikayenin acısını yaşamak büyük bir trajedi olsa gerek…

Allah beterinden korusun…

***

Bu sırada bir dipnot vereyim, bizi kurtaracak olan Beydilli Barajı, ama plan olarak kalan bu güzellik niçin hayata geçmiyor? İşte bu sorunun cevabını diğer yazıda bulmaya çalışacağız…

Su gibi aziz kalın efendim…