Genel kurulda başkan adayı çıkmadı ve şehrin en önemli markalarından biri olan Sivasspor, bu süreçte Divan heyeti'nin yönetimine kaldı.
Divan Başkanı Ali Yavuz, Kemal Çağlayan, Cafer Kaplan ve Ali İzgi öncülüğünde kulübün geleceği için çalışmalar başlatıldı.
Çok büyük bir sorumluluk aldılar.
Bugün ki yazım da aslına bakarsanız, başka bir konuyu ele almıştım.
Fakat, Divan üyelerinden gazeteci büyüğüm Kemal Çağlayan’ın yaptığı bir paylaşım nedeniyle değiştirmek zorunda kaldım.
Öncelikle şunu ifade edeyim, Divan heyetini oluşturan Başkan Ali Yavuz, Kemal Çağlayan, Ali İzgi ve Cafer Kaplan’ı yaklaşık 35 yıldır tanıyorum ve nasıl bir insan olduklarını yazmaya gazetede bana ayrılan köşe yetmez…
Bu insanların, Sivas ve Sivasspor’a verdiklerini, içlerinde ki kırmızı beyaz sevdayı bilmeyen yok.
Elbette eleştireceğiz, elbette hataları varsa söyleyeceğiz.
Yarın, yine eleştireceğim…
Fakat, hiçbir şekilde “çamur at izi kalsın” davranışlarında bulunmayacağız.
Ama, dedikodu kolay!
Ne yazık ki her zorlu süreçte olduğu gibi bugünlerde de ortalıkta çeşitli dedikodular dolaşıyor. Bazı çevrelerin, hiçbir somut bilgiye dayanmadan Divan üyelerine yönelik "para yediler" şeklinde ithamlarda bulunduğu konuşuluyor.
Camia sosyal medyadan da olsa ister istemez soruyor; Kim bunlar? Ellerinde ne bilgi var? Varsa neden açıklamıyorlar?
Suçlamak kolay ve ortaya “iddia” atmak daha da kolay…
Bir insanı sevmeye bilirsiniz ama bir belge, bir kanıt, bir delil olmadan iftira atmak ne vicdana ne de ahlaka sığar.
Peki soruyorum size, Divan Kurulu'nun bu işten çıkarı ne olabilir?
Bugün herkesin uzak durduğu, borç yükü altında bulunan bir kulübün sorumluluğunu üstlenmeye çalışan insanlar neden kendi itibarlarını riske atsınlar?
Birilerinin ortaya çıkıp “taşın altına elini koyması” gerekirken, büyük bir sorumluluk olan insanları hedef göstermek, Sivas’a ve Sivasspor'a ne kazandıracak?
Sivasspor'un bugün ihtiyacı olan şey dedikodu değildir, İftira hiç değildir.
Birlik ve beraberlik içersin de destek olmaktır.
Eleştiri elbette “makul şekilde” yapılmalıdır.
Ben de Sivas ve Sivasspor’un menfaatleri doğrultunda eleştirilerime yazılarımda yer veriyorum.
Vermeye de devam edeceğim!
Ancak, eleştirinin de bir ölçüsü, bir dayanağı olmalıdır.
Kulübün geleceği için çalışan insanlara yönelik “mesnetsiz” suçlamalar, zaten zor durumda olan Sivasspor'a zarar vermekten başka bir işe yaramaz.
Çıktığınız bu yol, güllerle kaplı olsa da dikenler de mutlaka olacaktır.
Bu tarz dedikodulara ve saçma sapan söylemlere kulak vermeden, yolunuza devam edin Kemal abi…
Sivas sizi biliyor, anlatmaya gerek yok.
Ben olsam yaparmıydım bilmiyorum ama kimin söylediğini de açıklamamakla bir büyüklük daha gösterdin!
Sana yakışanı yaptın.
Dedikoduyu seviyoruz ama keşke çözüm üretmeyi de aynı ölçüde sevebilsek.
Başta divan üyeleri büyüklerim olmak üzere, herkese selam ve saygılarımı sunuyorum.
Kalın sağlıcakla…