Diriliş dizisini seyrediyorum…
Ve tabii, derin(!) eleştiriler alacağından de eminim. Çünkü "tahayyülat" kıtlığı azap gibi... Cebinde kitap gezdirenin bile varlığın üst katmanlarını (Gaibi meselâ) hesaba katmadığı, o kadar fazla materyalist kafalı dindar muhafız-ı kâr yetiştirdik ki, farkında bile değiliz...
Konjonktüre göre biçimlenmiş tipler: başaksız ve dik duran, göceksiz ekin gibi... Üstünden on dövenle geçiyorsun, sonra savuruyor ve eliyorsun on çeten saman bir çenik buğday çıkıyor. O da bahtınıza kalmış...
Kemal Tahir`in sözleri aklıma geldi. Mealen, "Türk filmlerinde kendi bakışımızı ve tüm yerliliğimizi, asaletimizi aksettirmeliyiz!" diyordu. Film eleştirmenleri, beyinde açtığı perdede bir filmin neler seyrettirdiğini kestiremezler. Eleştirmen çok bizim ise "men"e ihtiyacımız var...
Atına ters binen pis kovboylar sinema yoluyla bir Amerikan tarihi yazdılar...
Belki biz tarihimizi de keşfederiz.
Uzak bir kıta yahut gezegen gibi...
Dallayalım biraz eski günleri...
Kemal Tahir adını hangi solcuya söyledimse suratı asılmıştı, çünkü sol Marx`ı, Marx`tan bile iyi bilir(!); onun tarih şemasına sığmayan Osmanlıya acayip kızar. Keşke "Biz, ayrı bir şeyiz!" diyen adama kulak verse, neyimizin ayrı olduğunu anlasaydılar. 28 Şubat idi, beni sosyoloji bölümüne sürmüştüler, şimdiki rektör bey, o zaman bölüm başkanı idi. İyiliğini de görmüşümdür ama iyilik olsun diye yapılmadığını da bilenlerdenim. Orada K. Tahir`i çok anan bir arkadaş vardı, ulusalcı-sol öğrencilerin gözdesi. Belki dedim öğrenci, Kemal Tahir`i okur, eh öyle bir zemin(!) de var. Resmî sosyolojinin dışına çıkarak KT`yi anlattım, ödev olarak verdim ve anlattırdım.
Ortaya öyle garip bir K. Tahir çıkarttılar ki, hem süper cahil, hem de Kazıkçı Voyvoda`dan daha sert bir Osmanlı düşmanı. Fazla bir müdahaleye gerek görmedim, çünkü katır yemliklerine orkide dökünce muannit yüreklerin yumuşamayacağını en iyi bilenlerdenim. Ceza bile layık olanadır, ıslahı mümkün olmayanı azarlamaya bile gerek görmem...
Elini kaldırıp da vurmadığı an vardır ya hani Haydar-ı Kerrar`ın; o öyle sağlam bir resimdir ki, istesem de silemem.
Uzattık...
Yazmak yorucu iş, ben de yazmaktan çok söyleyen, zamanı kıymetli zuhurata tabi bir garip âdemim, âdemiyet ağır seyrediyor...
Ertuğrul...
Adı bile güzel be ya...
Biz onun ocağında uyananlardanız...