Zor ve meşakkatli bir işti erişte, kadayıf yapmak. Yumurtalı veya sütlü erişte. Bir bakıma makarna… Önce buğday ekeceksin, sonra hasadını yapacaksın. Ardından değirmende öğütüp, sonra teknede hamur yapacaksın. Ardından hamurları kıyıcıya götürtüp ince ince kıydıracaksın. Ardından kurutmaya bırakıp tertemiz kutular içerisinde istifleyeceksin. Sonrasında afiyetle yiyeceksin… Zor ve meşakkatli bir işti sebze yetiştirmek. Domates, salatalık, soğan, kabak, marol, maydanoz, yeşil soğan, patates ekecektin, yetiştirecektin, evlatlarından daha fazlasıyla onlarla ilgilenecektin, hastalansalar ilaçlayacak, emeğinin bir anda heba olmasını önleyecektin. Sonra toplayacaksın, kurutulacak olanlar kurutulacak, istifleyecektin, beher beher kış ayında kullanıma harcayacaktın… Ne de zordu peynir, çökelik, yoğurt, peskudan, yağ yapmak…  İnekleri besleyeceksin, sütlerini sağacaksın, pişireceksin, yoğurt yapacaksın, peynir yapacaksın, çökelik yapacaksın, peskudan yapacaksın, yağ yapacaksın, bekleteceksin, sonrasında afiyetle yiyeceksin. Arıların peşinde koşacaksın, çocukla gibi bakacaksın, koruyacaksın, sağacaksın, istifleceksin, afiyetle tüketime hazırlayacaksın… Sıralayın, aklınıza ne gelirse sizin yaptığınızı düşünün, tüm temel gıdaları, tüm ihtiyaçlarınızı sizin yaptığınızı düşünün ve ekleyin maliyetleri, emeğinizi, çabalarınızı… Sonra markete gittiğinizde bunları hazır bir şekilde alırken ne cendereler yaşandığını aklınıza getirin… Makinalaşmalara rağmen, bunları sizin yaptığınızı düşünün… Çocuklarınıza da düşündürün, anlatın… Çünkü çocuklarımız bir domatesi bile marketin sunduğunu tahayyül ediyor, geçen her evreleri hiç ama hiç aklına getirmiyor… Hazırcılık o kadar bizim aklımıza yerleşmiş ki, tv başında, bilgisayar başında, elimizde telefon varken bile hemen kapımıza gelen yemekleri bile “internet kadar yakın” tahayyülünde ve tembelliğindeyiz… “Siz yeter ki isteyin!” hükmünde kapital bir yaklaşımın canavarlaşan ağzının tam içindeyiz… Para bile harcamadan! Kart ile anında ödenerek alınan her türlü meta artık bize korkunç bir hazırcılığı aşıladı, kurtulamıyoruz… Yerimizden bile kalkmadan alınan her meta ataletlik ve düşüncesizliği bize aşılarken, bu hazırcılık sosyal hayatımızı da derinden sarsıyor, bunu farkediyor musunuz!?.. İnsanlar artık karşı tarafı hiç düşünmüyor mesela… Empati duygumuz yok oldu… Sınırsız bir gelir ve sınırsız bir harcama dürtüsü “yiyiniz, içiniz ama israf etmeyiniz” hükmünü yaktı, yok etti… Bir anne yemek yapan, bir baba para veren, kartı dolduran olarak hayal ediliyor… Bir bardak su bile internetle gönderilebilir mi diye hayal eden bir gençlik var… Egolar zirve yaptı, alt tabaka insanlarına bakış açısında küçümseme, hor görme ve anlamama yetisi fazlasıyla toplumda oluştu… Felaket kapımızda, kıyametin tam da içindeyiz… Düşünmeyen, anlamayan, idrak etmeyen, empati kurmayan ve muhabbeti olmayan egoist bir toplum artık avuç içinde olan, koyun sürüsü muamelesi gören bir güruh olmuştur… Geriye kalan ise internetin fişinin çekilmesidir… Artık o toplum kof bir çuval gibi olduğu yere yığılacaktır… Şimdi hazırcılığın bir de bu yüzüne bakın… Koordinat eksenini, yani bakış açısını bir de böyle oturtarak hayata bakın… Uçurumu göreceksiniz…