Milli takımımızın Dünya Kupası’na son düzlükte de olsa kalmasından çok mutlu olduk.
Fakat öyle bir hava oluşturuldu ki, Milli takımımız süper!
Bırakın çeyrek finali, yarıfinali, final oynarız diyenlerde azımsanmayacak kadar çoktu.
Oynadığımız, futbola baktığımızda ise en kötü takım biziz!
Teknik Direktör Vincenzo Montella’nın oynattığı futbolu hiç beğenmediğimiz Avrupa Şampiyonasında da ifade etmiştim.
Şans hep bizden yanaydı…
Bence, bu takımın başında yabancı teknik direktör olmasının Türk futboluna ne kazandırdığı artık ciddi şekilde sorgulanmalıdır.
Tarihimize bakalım...
Milli takımın en büyük başarılarının altında hangi isimlerin imzası var?
Mustafa Denizli...
Fatih Terim...
Şenol Güneş...
Dünya üçüncülüğünü Şenol Güneş ile yaşadık.
Avrupa Şampiyonası'na Mustafa Denizli ile gittik.
Fatih Terim ile Avrupa Şampiyonası yarı finalini gördük, "Biz Bitti Demeden Bitmez" ruhunu tüm dünyaya gösterdik.
Çünkü onlar bu ülkenin insanıydı.
Bu formanın ne ifade ettiğini biliyorlardı.
İstiklal Marşı okunurken hissedilen duyguyu yaşıyorlardı.
Milli takım teknik direktörlüğü sadece taktik bilgisiyle yapılmaz. Bu görev aynı zamanda aidiyet, karakter ve milli ruh gerektirir.
Yabancı teknik adamlar elbette başarılı olabilir. Ancak yıllardır denenen bu modelin “Türk” futboluna beklenen başarıyı getiremediği de ortadadır.
Ülke futbolumuzda milli takımı çalıştıracak bilgiye, tecrübeye ve karaktere sahip yerli teknik adam mı kalmadı?
Yoksa, Türk futbolunu yönetenlerin vazgeçemediği başka hesaplar mı var?
TFF'nin koridorlarında konuşulan lobiler mi karar veriyor?
Yerli teknik adamların önü neden sürekli kapatılıyor?
Avustralya karşısında alınan mağlubiyet sadece üç puan kaybı değil!
Bu sonuç aynı zamanda “Türk futbolunun” yıllardır biriktirdiği sorunların sahaya yansımasıdır.
Eğer gerekli dersler çıkarılmazsa, Avustralya karşısında yaşadığımız hayal kırıklığı sadece başlangıç olur.
Bu futbol anlayışıyla Dünya Kupası'nda ilerlemek değil, grup aşamasında bavulları toplayıp eve dönmek daha yakın bir ihtimal gibi görünüyor.
Umarım, yanılan ben olurum.
Ama, sahada gördüğüm tablo bana hiç umut vermedi.
Kalın sağlıcakla...