İnsan, nefislik ile insaflık arasında gidip gelen bir yolcudur. Bazen hırsın ateşiyle hızlanır, bazen aklın dizginiyle yavaşlar. Asıl soru şudur: Nefsinle sorguya hazır mısın?

Kelime kavramlarına yeterince eğilmediğimiz bir çağdayız. Özellikle Arapçadan Türkçemize geçen kelimeler, çoğu zaman ses olarak kullanılıyor; mana ise yolda düşürülüyor. Mana düşünce, söz bulanıklaşıyor. Ne dediğimiz bilinmez, neyi kastettiğimiz anlaşılmaz oluyor. Oysa kelime, bir dünyanın kapısıdır. Kapıyı tanımadan içeri girilmez.

“Nefis” kelimesiyle insan arasındaki bağ, bu yüzden derindir. Kıyamet Suresi’nde insanın nefsinin sorguya çekileceği hatırlatılır. Bu ilahi hatırlatma, yalnızca ahirete dair bir korku değil; dünyaya dair bir davettir. İnsana, daha yaşarken insafa çağrı vardır. İnsaf; kendine karşı adil olma cesareti, başkasına karşı merhametli olma erdemidir.

Hırsın kökü de manayı fısıldar. Arapçada hrs üçlü kökünden gelen hırs, ölçüsüz arzuya işaret eder. Rivayet edilen teşbihte deve, uzun dikenli kaktüsü yemeye çalışır. Dikenler ağzını parçalar, kanı akarken yine de yemekten vazgeçmez. Sahibi onu kurtardığında “hareseden kurtardım” der; yani hırstan. Çünkü o hırsla deve, kanını da kaktüsle birlikte yiyerek helake sürüklenecektir. Ne çarpıcı bir benzetme! İnsan da çoğu zaman böyledir: Canını acıtan şeye, zararını bile bile sarılır.

Peki ya akıl? Akıl, yalnızca zeka değildir. Çölde kaybolmasın diye devenin bağlanmasına akl denildiğini bilir miyiz? Akıl, bağlamaktır; dağılmayı önlemek, tecrübeyi bilgiye bağlamak, bilgiyi hikmete bağlamak. Her canlı zekidir; ama yalnızca insan, akıl sahibidir. Çünkü insan, öğrendiklerini birbirine bağlayabilme kudretine sahiptir.

İşte bu bağ, nefisle akıl arasındaki mücadelede belirleyicidir. Nefis ister, akıl ölçer. Nefis hızlanır, akıl durur. Nefis tek başına bırakıldığında hırsa dönüşür; akıl rehberlik ettiğinde insafa varır. İnsaf, nefsin inkârı değil; nefsin terbiyesidir.

Bugün insan, insaf sahibi olmaya çağrılıyor. Kendini sorgulamaya, kelimelerin köklerine inmeye, arzularını bağlamaya… Çünkü kelimeler unutulduğunda, değerler de unutulur. Nefis sorgusu ertelendiğinde, hırs hükümran olur.

Öyleyse soru hâlâ masada duruyor: Nefsinle yüzleşmeye, aklını dizgin etmeye, insafı kuşanmaya hazır mısın?

Vesselam…