Ben Sivasspor’da transfer tahtasının açılmamasını savundum.
Neden mi?
Bu kulübün öncelikle çözmesi gereken çok daha büyük bir meselesi vardı: Borç!
Benim düşüncem şuydu; bu sezon elimizdeki kadroyla mücadele edelim. Transfer tahtasını açmadan, yeni borçların altına girmeden yolumuza devam edelim. Başarabilirsek play-off’a kalalım, başaramazsak da dünyanın sonu değil.
Yeter ki Sivasspor’un mali yapısı biraz olsun toparlansın.
Yeter ki gelecek sezonun Sivasspor’unu bugünden kurtaralım.
Hayalim…
Bu sezon borç yükünü hafifleten, önümüzdeki sezona borçsuz ya da borç yükü büyük ölçüde temizlenmiş, şampiyonluk hedefiyle yola çıkan bir Sivasspor görmekti.
Ama olmadı!
Yada en doğru kelime olmayacak gibi…
Yönetim transfer tahtasını açtı. Yeni futbolcular takıma katıldı. Kadroda önemli değişiklikler yapıldı.
Peki, bütün bunların maliyeti ne olacak?
Gidenler, gelenler, değişen ne?
Emirhan gönderildi, Süleyman alındı.
Okoronkwo gönderildi, Amilton alındı.
Bekir Böke gönderildi, Ceesay alındı.
Gidenler, gelenler, değişen isimler…
Elbette futbolun içinde transfer vardır. Takımlar eksiklerini gidermek, kadrolarını güçlendirmek ister. Buna kimsenin itirazı olmaz.
Ancak Sivasspor sıradan bir kulüp değil. Üstelik ekonomik açıdan da sıradan bir dönemden geçmiyor.
Her yeni futbolcu, beraberinde yeni bir maliyet getiriyor. Bonservis, maaş, prim, imza parası…
Bunların hepsi kulübün geleceğini ilgilendiriyor.
Keçiören maçı bize ne gösterdi?
Gelelim Ankara Keçiörengücü karşılaşmasına…
Sivasspor deplasmanda 1-1 berabere kaldı. Skor tabelasında iki takımın da hanesine birer puan yazıldı.
Ama benim dikkatimi çeken yalnızca alınan puan değildi.
Teknik heyetin kadroda yaptığı değişikliklere rağmen Sivasspor’un sahada ortaya koyduğu mücadeleydi.
Genç oyuncuların da katkısıyla takım pozitif bir futbol sergiledi. Mücadele etti, oyunun içinde kaldı ve deplasmandan puanla döndü.
Peki, bu tablo bize ne anlatıyor?
Şunu anlatıyor: Sivasspor’un mücadele edebilmesi için mutlaka yeni transferlere ve yeni mali yükümlülüklere ihtiyacı olmayabilirdi.
Belki mevcut kadroyla da bazı şeyler başarılabilirdi.
Belki gençlere daha fazla şans verilerek takımın geleceği adına önemli adımlar atılabilirdi.
Belki de bu sezonun asıl hedefi, borçları azaltırken sahada ayakta kalmak olmalıydı.
Elbette bir maçla bütün sezonun hesabı yapılmaz. Ancak Keçiören karşılaşması, benim başından beri savunduğum düşüncenin yeniden sorgulanmasını gerektiriyor.
Transfer tahtası açılmadan da mücadele edilebilirdi!
Kalın sağlıcakla…