Hemen akla gelen dünya çapında ilk 500’lerdir. İlk 500 ekonomi, ilk 500 sanayi, ilk 500 üniversite gibi bu kapsamları genişletebilir, çoğaltabilirsiniz. Herkes kendi branşından bu değerlendirmeleri ülke bazında ve kendi ülkesi bazında ve hatta il kapsamında yapabilmektedir. Hedef misyonun oluşması, vizyonun ise bu anlamda değer kazanmasıdır.

Ele alacağımız husus ülkemizin akademik boyutu olacaktır. Malumaliniz, yurt dışı öğrencilerinin büyük bir ilgisi şu anda ülkemizde fazlasıyla var. Ama bu durum eğitimdeki çıtanın seviyesine etkisi nasıl olmuştur? İşte bu sorunun cevabını mukayeselerle edinebiliyoruz. Bu sene açıklanan rakamda yine beklenen bir seviye içinde olmadığımızı, hatta dünya üniversitelerinde ilk 500 içerisinde olmadığımızı öğrenebiliyoruz. Mesela bu sene ilk 500 içerisinde değiliz!

Dünya çapında bin 500'den fazla yüksek öğrenim kurumunu "akademik itibar, fakülte/öğrenci oranı, bilgi aktarımı, uluslararası fakülte ve uluslararası öğrenci oranı gibi 6 kriterde değerlendiren Quacquarelli Symonds, 2022 yılı için dünyanın en iyi üniversitelerini sıraladı.

Listede Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) 1543 üniversite arasında birinci oldu.

İlk 500'de Türkiye'den üniversitenin bulunmadığı sıralamada Koç Üniversitesi, 511-520 aralığında yer alarak değerlendirmeye Türkiye'den dahil olan 21 üniversite arasında ilk sırayı aldı. Merak ediyorsanız söyleyelim, bu araştırmanın ülkemizdeki 21 üniversitesi içerisinde Cumhuriyet Üniversitesi bulunmamaktadır…

İlk bini zorlarsak ülkemizden 9 üniversite dünya sıralamasında ve bu üniversiteler ise İstanbul ve Ankara merkezli…

Biraz kapsamı genişletelim burada, ilk 500’ü geçelim, ilk bini de geçelim, iki bini de geçelim, üç binlere geldiğimizde Cumhuriyet Üniversitesini devlet üniversiteleri içerisinde 2838.nci sırada buluyoruz… Kriterlerin ne olduğunu br daha hatırlatmak istersek: "akademik itibar, fakülte/öğrenci oranı, bilgi aktarımı, uluslararası fakülte ve uluslararası öğrenci oranı” gibi 6 kriter…

Dünyadaki gelişmiş ülkelerde tüm üniversiteler akademik açıdan, bilinirlikleri, araştırmaları, yayınları açısından sıralanıyor. Ancak Türkiye’de böyle bir sıralama yok. Sadece “genel kanı” var. Üniversite dendiğinde “en çok tercih edilenler” diye bir “olgu” akla geliyor. ODTÜ, Boğaziçi, Bilkent gibi…

İç acıtıcı…

Dünyada medeniyet Anadolu’da olacak, ilk üniversite Anadolu’da olacak, bilim-ilim Anadolu’dan dünyaya yayılacak…

İlk yazı…

İlk hesap-kitap…

İlk üniversite Anadolu’dan olacak ama gelinen noktada ABD ve İngiltere’nin şu anda ilim alanında üniversite tercihi olması gerçekten iç acıtıcı boyutta…

***

Cumhuriyet Üniversitesi geniş bir alan içerisinde, kampüs alanı olarak nitelendirilen üniversite alanı eskiden giriş ve çıkış bölümleriyle kendini gösterirdi. Gerçi ana giriş kısmı var, çıkış kısmı olarak nitelendirilen İşhan kısmı ise artık giriş ve çıkış olarak nitelendiriliyor, bir de buna yeni hizmete giren Recep Tayyip Erdoğan Bulvarını ve devamı niteliğindeki İsmet Yılmaz Bulvarı’nı ekleyin böylece yandan girişte tamam olmuş oldu. Ama Nasrettin Hoca Türbesi gibi bir görünümü var kampüsümüzün…

Giriş belli değil, çıkış belli değil…

Üstelik devasa KYK Yurt binalarını da ekleyin…

Bir de lokantaları…

Bir de marketleri…

Bir de alkollü içki satan mekanları…

Yanlış okumadınız, alkol satan işyerleri…

Halbuki ben şunları sıralamak isterdim:

Kütüphaneler (Hangi fakülteye hitap edecekse bu fakültelere yönelik derslikli, geniş salonlu, dev kitap reyonlu kütüphaneler)…

Araştırma merkezleri (Yine her fakülteye göre ayrı ayrı hitap eden, öğretim üyelerinin ve görevlilerinin fakülte haricinde öğrencilerle buluştuğu alanlar)…

Proje sahaları (Hangi fakülteye hitap edecekse bu fakültelere yönelik projelerin yer aldığı ve öğrencilerin kendilerini kanıtlayacakları alanlar)…

Spor ve gezi alanları…

Özellikle Cumhuriyet Üniversitesi için biçilmiş bir kaftandı bu spor ve gezi alanı. Niçin? Kızılırmak bulunmaz bir nimetti. Hemen Cumhuriyet Üniversitesi yanından geçen Kızılırmak’tan bahsediyorum. Irmak boyunca yapılacak olan koşu ve gezi alanları, çevresine tahsis edilecek olan spor alanları (futbol, voleybol, basketbol gibi…) ve yapılacak olan yeşillendirme çalışmaları ile bir dinlenme alanı ne güzel olurdu?!...

Ama öyle olmadı, ne oldu?

Binalar oldu, yurtları oluşturan, iş merkezlerini oluşturan, konutları oluşturan binalar…

Ne oldu?

Köprüler oldu, yollar oldu ve hatta hızlı tren yolu oldu…

Öldürüldü ırmak çevresi ve kampüs alanı…

İlim-bilim derken filme döndü üniversitemiz…

Şimdi bu filmi seyrediyoruz, korku filmini…