Sivasspor’un taraftarının tribündeki coşkusu ve takımının arkasında olduğunu görmek bu maçın güzel görüntülerinden biriydi.

Taraftar grubunun bin bir emekle, gece gündüz demeden hazırladıkları koreografi tek kelimeyle “muhteşem” idi.

Sivasspor ile Bodrumspor arasındaki maç, böyle güzel bir ortamda başladı.

Taraftarın, maçın başından itibaren takımına olan desteğini “ayakta alkışladığımı” ifade etmek isterim.

Böyle coşkulu taraftarın önünde futbolcuların, sahada ruh gibi gezmelerine anlam veremedim.

Futbolcular, taraftarın coşkusuna ve arzusuna ortak olamadılar.

Sivasspor çok zor girdiği bir elin parmakları kadar olan pozisyonları değerlendiremedi.

Maç boyunca kaleye 13 şut atan takımızın, sadece 3’ün de kaleyi bulması da düşündürücü.

Kırmızı beyazlı takımımızın oynadığı futbol çok keyifsiz ve galip gelmek adına “mecbur” olmasına rağmen yetersizdi.

Dağınık, kopuk, gergin bir maç izledik!

Sivasspor, oyun içinde önemli gel-gitler yaşıyor.

Maalesef, tutarsız bir Sivasspor izliyoruz bu sezon!

Takım son vuruşlarda çok yetersiz.

Futbolda başarının anahtarı, takım oyunudur.

Takım oyununun ortaya çıkması için de uyum sorununun olmaması lazım. Bu noktada sahneyi alması gereken isim de teknik adam olmalı.

Rıza hocanın sistemi belli, bunu hepimiz biliyoruz. Ama eldeki oyuncu profili bu sisteme uymuyor.

Başkan ve yönetimin eseri!

Sivasspor futbol takımının saha içi problemi çok fazla.

Bu futbolcular alınırken, kim önerdi!

İzlenen 500’e yakın futbolcunun içinden, Smiç mi çıktı?

Son dakikada yakaladığı pozisyonu gole çevirseydi yada Koita’ya pas vermeyi düşünseydi, şimdi “kahraman” olabilirdi.

Sivasspor’un bu hale gelmesine üzülmemek elde değil!

Bu kadar kalitesiz futbolcudan, “güzel futbol” beklemek hataydı!

Beni en çok üzen ise, taraftarlarımızın üzülmesi oldu.

Maçtan sonra yaşadıkları üzüntü yetmez gibi, yağmura yakalanmaları da ayrı bir cefa oldu.

Yanımdan geçen bir küçük taraftarımızın kurduğu “baba Sivasspor düşecek diye hava bile ağlıyor” demesi gözlerimin dolmasına sebep oldu.

Babasının elinden tutmuş ve maça ne umutlarla gelmiş 7-8 yaşlarındaki bu çocuğu üzmeye kimsenin hakkı yok!

Bu ve buna benze binlerce küçük yiğido vardı, stadyumun çevresinde.

İstanbul’dan, Kayseri’den, çevre illerden ve ilçelerimizden gelen tüm taraftarlarımıza teşekkür ediyorum.

Ayaklarını ve emeklerine sağlık.

Gönül isterdi ki, sizler ve tüm taraftarlarımız evlerinize mutlu gitsin!

Ama olmadı!

Ben, “alkışlarımı” siz taraftarımıza gönderiyorum.

Kalın sağlıcakla...