Ülkemizin gündemi bir anda değişiverdi. Asıl gündemimiz olan deprem bile ikinci plana düştü. İki güzide kulübümüz, bu durum nedeniyle birer açıklama yapmak zorunda kaldılar. Evet, Fenerbahçe ve Beşiktaş kendi stadyumlarında atılan bu sloganları kabul etmedikleri belirten bir açıklama yaptılar. Her iki kulübümüz de yaptıkları açıklamada” Devletin ve milletin yanında olduklarını ve bu zor zamanda siyasete alet olanları kınadıklarını” belirttiler. Bu iki kulübümüzün açıklamasının ardından, diğer kulüplerimizden de aynı beyanda açıklamalar bir bir gelmeye başladı. Ülke insanımızın bulunduğu bu zor günlerde, provakatörlere fırsat verilmemesi sevindirici. Halbuki ki ne güzel başlamıştı Beşiktaş - Antalyaspor maçı. Güzel bir etkinlik düzenlemişti kulüp ''Arkadaşım bu oyuncak sana'' adı altında. Karşılaşmanın 4. dakikası ve 17. saniyesinde taraftarlar yanlarında getirdikleri peluş oyuncakları sahaya attılar. Bu oyuncaklar depremzede çocuklara ulaştırılacak.  Böyle anlamlı ve güzel bir organizasyon düzenleyen Beşiktaş camiasını tebrik ediyorum. Müthiş ikili ''Futbol ve Siyaset.'' İki sihirli kelime. Bir çok ülkede olduğu gibi, ülkemizde de futbol ve siyaset iç içedir.  Futbol ve siyaset ilişkisi sadece bugünün sorunu değildir.  Bu sorun bugün olduğu gibi dün de vardı.  Ülkemizde siyaset-futbol ilişkisi hep olmuştur ve olmaya da devam edecektir.  Evet, size bu konuyla ilgili bir soru sormak istiyorum. Düşüncelerimi daha iyi anlatabilmek ve daha iyi anlayabilmeniz için. Bir siyasetçi futbol başta olmak üzere spor dalları ile neden ilgilenir? Mesela bir belediye başkanı veya bir milletvekili. Soruyorum size? Şöyle bir düşündüğümüzde cevap aslında çok basittir. Vatandaşın gözünde popoliterliklerini daha çok artırmak ve kitleleri etkilemek en başta gelen nedendir. Bizim gibi ülkelerde insanları ve kitleleri yönlendirmek için de oldukça etkilidir. Bulundukları illerin takımlarının her başarılı durumun da siyasetçiler, ön plana çıkmak için ellerinden geleni yaparlar. Özellikle Belediye Başkanları, bunun için şehrin futbol takımını çok iyi kullanırlar. Liglerin statüleri bile kimi zaman siyasi otorite tarafından belirlenmiştir. Takımların teknik direktörlerinin belirlenmesinde ve hatta kulüp başkanlarının seçilmesinde bile siyasetin etkisi zaman zaman olmuştur. Televizyonda canlı yayınlanan bir maçta binlerce kişinin atacağı “hükümet istifa” sloganının iktidarın otoritesini ve gücünü sarsabileceği düşünülmektedir.  Evet, bu iki karşılaşmada da bu hedef alınmıştır. Diye düşünüyorum. Ne güzeldir ki, duyarlı taraftarlar slogan atanları engellemeye çalışmışlardır. Tüm futbol camiası bir bir açıklamalarda bulunmuşlar ve yaşananları kınamışlardır. Birlik ve beraberliğe ihtiyacımız olan bu günlerde bu tarz eylemler kabul edilemez ve edilmemeli. Futbol kendi mecrasında, siyaset kendi mecrasında oynanmalıdır. Ve yine diyorum ki; futbol sadece futbol değildir.