“Toprakta gezen gölgeme toprak çekilince, Günler şu heyulâyı da er, geç, silecektir. Rahmetle anılmak, ebediyyed budur amma, Sessiz yaşadım, kim beni, nerden bilecektir?”

Koca bir Safahat’ı yazan,Sebîlürreşâd ’ da yazılar kaleme alan İstiklal harbinde Anadolu‘yu dolaşan , halkı vaaz ve konuşmaları ile coşturan koca şair ne kadar mütevazidir ; “Sesiz yaşadım kim beni nereden bilecektir?” diyor . Her zaman dahili ve harici düşmanlarımız olacak ve hiç eksilmeyecektir. Bunlar aşırı derecede yalan söyleyen, bu milletin sürekli düşman çizmesi altında kalmasını isteyen, düşmandan öte bize düşmanlık eden hainlerimizdir. Âkif bizim düşmanlarımızı çok iyi bilir ve bunları söyle ifade eder; “Tükürün” diye başlar:

“Tükürün milleti alçakça vuran darbelere, Tükürün onlara alkış dağıtan kahpelere… Tükürün Ehl-i Salib’in hayasız yüzüne! Tükürün onların asla güvenilmez sözüne!”

Suriye’de,Filistin’de , Arakan’da, Filipinler'de ve dünyanın dört bir tarafında ölen, akıl almaz işkencelere tabi tutulan müslümanlardır . Bunlara rağmen üç beş tane PKK’lıya, YPG’liye ağıt yakanlar da bunlardır.

Mehmet Âkif’le Neyzen Tevfik yakın arkadaş ve birbirlerini seven iki dostturlar. Neyzen memleketin ahvalini şöyle anlatır:

“Ekmek herkese yetecekti aslında… Tarlaya karga dadandı, ambara fare, fırına hırsız, memlekete harami... Geldikleri gibi gitmediler; Kimi itini bıraktı, kimi bitini, kimi de p..ini.. Yoksa bu kadar soysuzun bizden olması mümkün değil.”

Âkif artık yorgundur Mısır’a adeta sürgün gitmiştir. Memlekette ne için savaşılmış neler görmüştür.

“Çöz de Ya Rab yükümün kör düğüm olmuş bağını, Bana çok görme İlahi, bir avuç toprağını.” diyen vatan ve İstiklal Marşı şairi 27 Aralık 1936’da aramızdan ayrıldı. Ruhu şad, mekanı cennet olsun.