6 Şubat 2023 Pazartesi sabahı karşı ve öğleden sonrası olmak üzere 2 defa salladı, Güneydoğu Anadolu bölgemizi. 11 ilimizi etkileyen deprem felaketi, 40 bini aşkın insanımızın hayatını kaybetmesine ve on binlerce vatandaşımızın da yaralanmasına sebep oldu. Milyonlarca, Türk insanının yüreğini de yaktı.  Yalnızca şehirlerimizi yıkmakla kalmayan “yüzyılın felaketi” futbol heyecanımızı da yıktı. Depremde bir çok sporcumuzu da kaybettik. Hataysporlu Christian Atsu ise dağladı içimizde ki yarayı. Bir gol, evet o bir gol nasıl da etkilemişti kaderini Atsu'nun... Takımdan ayrılmak için hocasından bile izin almıştı.  Bununla kalmayıp, uçak biletini bile ayırt ettirmişti.  Ama o attığı bir gol, bütün planlarını alt üst etmişti.  Vaz geçmişti gitmekten... Kalmıştı Hatay'da ve güzel karşılaşmalar,  oynayacaktı belkide bundan sonra... Ama olmadı. Deprem onu da aldı, aramızdan. Tıpkı diğer hayatını kaybeden futbolcular gibi. Futbol bile futbol değildi ve heyecan vermiyordu artık bize... Öyle ki, bir Avrupa Kupası karşılaşması olan Trabzonspor’un Basel maçını izlemedim desem yeridir. Karşılaşma başlamadan düzenlenen kareografi hepimizin tüylerini diken diken etti. Ne mi vardı Kareografi de… Yaşanan deprem sonrası ülkemizin yardımına koşan ülkelerin bayrakları vardı. Yunan itfaiye eri ile çocuk vardı. Enkazdan yükselen “Türk bayrağı” vardı. Ve, Adıyaman’da enkaz altında kalan 3 kişiyi kurtardıktan sonra hayatını kaybeden Meksika ordusunun kurtarma köpeği Proteo vardı. Evet bu koreografi tüm dünyada büyük ilgi gördü.  Karşılaşma oynandığı esnada, depremi yaşayan illerimizin adının her plaka numarasında hep bir ağızdan telaffuz edilmesi tüylerimizi diken diken etti. Dedim ya, müthiş bir duygu yoğunluğu yaşadık. Ne, Trabzonspor’un yaptığı ataklar heyecanlandır bizi.. Nede atılan gol sevindirdi bizi… Yapılan transferlerde hiç de umurumuzda değildi artık. 2011 yılı şampiyonluğu için bir birlerine etmediklerini bırakmayan Trabzonspor ve Fenerbahçe taraftarlarını gördük trübünde el ele ve omuz omuza… Amaaan, kimse kim 2011 yılının şampiyonu der gibiydiler. Evet, hiçbir heyecan kalmamıştı içimizde futbol adına. Ligin ne zaman ve nasıl başlayacağının derdi de düşmemişti içimize… Evet, işte öyle bir zaman dilimi ve günler geçiriyoruz. Kimine göre bu günler çabuk unutulacak. Kimine göre bu günler akıllardan hiç çıkmayacak. Depremin yarattığı yaraları nasıl ve ne zaman süre zarfında sileceğimizi.  İçimizde sönen spor ve futbol heyecanının nasıl yeniden yanacağını. Bekleyip, hep birlikte göreceğiz....